Çocuklarda İştahsızlık

Çocuklarda İştahsızlık Problemi

Çocukluk döneminde karşılaşılan genel sorunlardan biri, hiç kuşkusuz iştahsızlık problemidir ve ebeveyn-çocuk üzerinde birçok olumsuz durumu da beraberinde getirmesi olasıdır.

İştahsızlıkla ilgili çocuklar üzerinde yapılan araştırmalarca, durumun daha çok psikolojik kaynaklı olduğu gözlenmiştir. İştah; genel itibariyle besinlerin istekli bir şekilde tüketilmesidir. İştahsızlık ise yeme isteğinin kaybolmasıdır. Çocuklar ile yapılan araştırmalarda ise en çok psikolojik nedenlerin iştahsızlığa yol açtığı belirtilmiştir. Bunun yanı sıra sağlık sorunları, ailenin beslenmeyle ilgili tutum ve davranışları da iştahsızlığın nedenleri arasında sayılmaktadır.

Toplumumuzda bakım verenler (genellikle anneler), yetersiz beslenen çocukların hastalıkla ve büyüme sorunuyla daha sık karşılaşacağını düşündükleri için bu sorunu büyütme eğiliminde olabilir. Neredeyse bütün çabaları yemek konusunda ilgisiz olan çocuğa gün içinde ne pişirileceği en önemlisi de nasıl yedirileceği ile ilgili olabilir.

İştahsızlık Sorununu Artıran Faktörler

  • Yedirme işleminin görev olarak görülmesi
  • Çocuğun isteklerinin göz ardı edilmesi
  • Dikkat dağıtıcı objelerin ortamda bulundurulması
  • Aile içinde yaşanan olumsuzluklar, ebeveynlerin tutarsız tutumları
  • Yemek yeme sırasında yaşanan münakaşalar
  • Evde sürekli çocuğun az yediği konusunun konuşulması
  • Çocuğun başkası tarafından beslendirilmesi
  • Yaşıtlarıyla karşılaştırılması

İştah Sorunlarının Yol Açtığı Psikolojik Sorunlar

Hem ebeveynler hem çocuk yaşanan iştahla ilgili olumsuz vaziyetten psikolojik olarak da olumsuz etkilenmektedir. Bu durum; ebeveyn ve çocuğun sosyalleşmekten uzaklaşması, baskı sonrası çocuğun yeni besinleri denemekten kaçınması, bazı besinlere aşırı ilgi duyarken bazılarından uzak durması (yemek seçme), yemeği reddetmesi, besinleri ağızda bekletme ve besinleri geri çıkarması gibi sorunları beraberinde getirmektedir. Bahsettiğimiz konuyla ilgili çözüm yolları elbette bulunmaktadır. 

Çocuğumun Yemek Yemesini Nasıl Sağlayabilirim?

Hangi ebeveyn çocuğu için özenle hazırladığı yiyecekleri çocuğunun severek, isteyerek kendi çabasıyla tüketmesini istemez ki? Peki bunu nasıl başarabiliriz?

Çocukların ek gıdaya geçtiği ve takip eden dönemlerde, hazırlanan gıdanın miktar olarak fazla olması ve besinin bitirilmesi için gösterilen yoğun çaba ve baskı yaygın bir durumdur. Küçük tadım tabakları şeklinde hazırlanan yiyecekler çocuk için daha sempatik ve caziptir. Bu noktada, zorlayarak ve çocuğun ihtiyacından fazla besini tüketmesi alışkanlığından vazgeçilmesi faydalı olacaktır. Küçük yaşlarda çocuğun kendi becerilerini kullanarak yeme işlevini yerine getirebilmesi de ayrıca desteklenmelidir.  

Çocuklar, bilindiği üzere söylenenlerden ziyade gözlemledikleri tutum ve davranışları benimser. Tat ve besin tercihlerini de büyük ölçüde anne-babalarına göre yapacaklardır. Bu nedenle besin seçen anne-babanın çocuğu da aynı tavra bürünebileceğinden çocuk ve yaşadığı ailenin durum değerlendirilmesinin yapılması uygun olacaktır. Ailenin sevdiği yemekler çocukların yemeğe olan merak ve ilgisini arttıracaktır. Çocuğun az yemesi ve yemeğe isteksiz olması tüm ailenin odağında ise yemek yemek zevk yerine strese dönüşebilir. Yemekten uzaklaştırdığı gibi çocuk üzerinde baskıya, çaresizliğe, moral bozukluğuna sebep olabilir.

Her çocuğun kendine özgü yapısı, damak tadı olduğu da unutulmamalıdır. Çocuklar arasında yapılan kıyaslamalar da oldukça zedeleyicidir. Boyu, kilosu, yediği yemek miktarı gibi çocuğa özel durumların kıyaslanması çocuk için bir baskıya sebep olmaktadır. Bu hem çocuk için yemeye karşı direnç oluşturacak hem de günlük hayatta özgüveninin sarsılmasına neden olacaktır.Yemek yeme alışkanlığı ile ilgili çocuğa yöneltilen öfke, başkalarının yanındayken de söz konusu olabilir. Bu nedenle, yemek yeme konusunda ebeveyn ve çocuk arasındaki bu çatışma sosyalleşmekten kaçınmaya sebep olabilir. Böyle durumlarda bir uzmandan destek alınması faydalı olacaktır.

Çocuğun kararlarına saygı duyulması, sevmediği gıdaları sevdiği gıdalarla uygun bir şekilde karıştırıp tatlandırarak yemesinin sağlanması, sevdiği tek bir gıdaya yönlendirilmemesi uygun olacaktır. Benzer bir şekilde ısrarcı olmamak iştahsızlık sorununda dikkat edilmesi gereken bir ebeveyn tutumudur. Çocuğunuzun yemek yemeyi istemeyip reddettiği zamanlarda sabırlı olmakta ve üzerinden belirli bir süre geçmesini beklemekte de fayda vardır.

Yemek saatlerinin düzenli olması, yemek yemenin bir görev olarak düşünülmemesi, renkli tabaklar ve farklı sunumlarla yemek yemenin eğlenceli hale getirilmesi, abur cubur gibi atıştırmalıkların yemek öncesi verilmemesinin faydalı olacağı beslenme ve diyetetik uzmanları tarafından da vurgulanmaktadır.

Besinleri ceza ya da ödül olarak sunmanın uygun bir yaklaşım olmadığının da hatırlanması iyi olacaktır. Çocuk yemek yediği için ödüllendirildiğinde, her yemek sonrası ödül beklemeye alışacaklardır. Yemek yemediği zaman ceza alacağını düşündüğünde ise yemek yemek onu zora sokan bir deneyim haline gelecektir. Öte yandan, çocuklarımıza yemek yemenin fizyolojik bir ihtiyaç olduğunun uygun bir dille anlatılması sağlanabilir.

Ailece Tüketilen Öğünlerin Çocuklar Üzerindeki Olumlu Etkisi

Yemek, fizyolojik bir ihtiyaç olmanın ötesinde bütün aile fertlerini bir arada tutan özel anlara aracılık eder. Ailece yenilen keyifli yemekler; bu yemeklerde paylaşılanlar yıllar boyu tebessümle hatırlanır. Çocukların zihninde böyle anlar oluşturmak, yıllar boyu bu anları hatırlamasını sağlamak; neşeli bir yemek yeme ortamı sunma, kendi yemeklerini yemelerinin sağlanması ve stressiz olarak yemeğin devam ettirilmesi ile mümkün olur.

Yeme isteği olmayan çocuklar için de ailecek oturulan sofranın olumlu katkıları unutulmamalı, öğünleri hep birlikte tüketmeye özen gösterilmelidir. Öyle ki Larson ve meslektaşlarının çalışmasında ve daha birçok çalışmada vurgulandığı gibi, yemeği birlikte yemenin çocuklar için; olumlu akademik sonuçlar, riskli davranışlardan kaçınma, kültürel anlamda sosyalleşme, sosyo-duygusal gelişim ve beslenme anlamında çok güçlü olumlu sonuçları vardır1. Özellikle gün içinde yaşanılanların paylaşıldığı akşam yemekleri, çocukların sosyal ve duygusal gelişimlerini hatrı sayılır düzeyde olumlu yönde etkilemektedir.

Açlık hormonu olarak da bilinen ghrelin, büyüme hormonu reseptörünü aktive eden bir hormondur2. Diğer bir deyişle, açlık hormonu büyüme hormonu için oldukça önemlidir. Araştırmalar gösteriyor ki çocukların aç kalması sanıldığı kadar kaçınılması bir durum olmamakla birlikte büyümeyi destekleyen bir tarafı da mevcut. Bu açıdan, çocuğun aç olduğunda haber vermesini sağlamak ve henüz acıkmadan yemesi için zorlamamak gerektiği sonuca varmak mümkün. Ne zaman ve ne kadar yiyeceklerine çocuklar adına karar vermek yerine onları kendi fizyolojik ihtiyaçlarına duyarlı hale getirmek esas mesele gibi görünüyor.

Çocukların Yemek Planlaması

Her çocuğun yemek planlamasında günlük kalori ihtiyacının yanı sıra makrobesin adı verilen protein, karbonhidrat ve yağ dağılımlarının da hesaba katılması gerekir. Bu oranlar yeterli çeşitlilikte sağlandığı ve vitamin/mineral gibi mikrobesinlerle desteklendiği sürece çocuklarımız sağlıklı beslenecektir. Ancak bazı yiyeceklerin diğerlerine göre daha çok tercih ediliyor olması çocuğumuzun yemek yeme sürecini desteklerken bize yardımcı olacaktır. Bu nedenle deneme yanılma yöntemiyle çocuklarımıza farklı yemekler sunmak ve geribildirimleri üzerinden onları da yemek yapma sürecine dahil ederek değişiklikler yapmak onların eğlenirken beslenmelerine katkı sağlayacaktır.

Kaynakça

  1. Larson, R. W., Branscomb, K. R., & Wiley, A. R. (2006). Forms and functions of family mealtimes: Multidisciplinary perspectives. New directions for child and adolescent development, 2006(111), 1-15.
  2. Pradhan, G., Samson, S. L., & Sun, Y. (2013). Ghrelin: much more than a hunger hormone. Current opinion in clinical nutrition and metabolic care, 16(6), 619.

Daha iyi hissetmeye bugün başlayın

Uygulamayı indir ve size en uygun psikologu eşleyelim, ücretsiz ön görüşmenizi yapın ve alanında uzman psikologlarımızla görüşün.