Giriş
Giriş

Özgür İrade Nedir? Gerçekten Seçimlerimizi Kendimiz mi Yapıyoruz?

Psikolog Bilgesu Erdoğan

Daha iyi hissetmeye bugün başlayın

Hiwell altyapısıyla 1 milyonu aşkın kullanıcı psikolojik destek yolculuğuna güvenli bir adım attı! Siz de size en uygun uzman ile şimdi ücretsiz ön görüşme yaparak tanışın.


Paylaş
Bu yazı Psikolog Bilgesu Erdoğan tarafından hazırlanmıştır.

Kısa Özet

Özgür irade, dışarıdan bir baskı olmadan farklı yollar arasından kendi bilinçli seçimimizi yapabilme gücü olarak tanımlanabilir. Psikolojide bu kavram özerklik ve içsel motivasyonla ilişkilendirilir. Kararlarımız genetik, geçmiş, çevre ve anlık fizyolojik durum gibi etkenlerden etkilenebilir; ancak bu, seçim hakkımızın tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmeyebilir. Uyumlulukçuluk yaklaşımına göre, kararlarımız kendi değer ve karakterimizle uyumlu olduğunda özgür sayılabiliriz. Libet deneyi gibi çalışmalar özgür iradenin bir yanılsama olabileceğini tartışmaya açsa da, uyaran ile tepki arasındaki o kısa boşlukta seçim gücümüzün bulunabileceği öne sürülür.

Öne Çıkan Noktalar

  • Özgür irade, dış baskı olmadan kendi bilinçli seçimini yapabilme gücü olarak ele alınabilir.
  • Uyaran ile tepki arasındaki kısa boşlukta duraklamak, daha özgür kararlar vermeye yardımcı olabilir.
  • Genetik, geçmiş ve çevre kararlarımızı etkileyebilir; yine de kendi değerlerimizle uyumlu seçimler yapabiliriz (uyumlulukçuluk).
  • Libet deneyi özgür iradeyi tartışmaya açsa da, bilincin eylemi "veto etme" gücü olabileceği öne sürülür.

Özgür İrade Nedir?

Sabah alarm çaldığında o sıcak yorgandan çıkıp çıkmamak arasında yaşadığınız o saniyelik iç savaşı düşünün. Zihninizin bir tarafı "Beş dakika daha uyu" diye yalvarırken, diğer tarafı "Kalk ve güne başla" der. İşte o an, yorganı üzerinizden atıp ayaklarınızı soğuk zemine bastığınızda aslında insan olmanın en temel ve en mucizevi güçlerinden birini kullanırsınız. Özgür irade, en yalın haliyle dışarıdan bir baskı olmadan, önümüzdeki farklı yollar arasından kendi bilinçli seçimimizi yapabilme gücümüzdür.

Özgür İrade Nedir?

Özgür irade, en yalın haliyle dışarıdan bir baskı olmadan, önümüzdeki farklı yollar arasından kendi bilinçli seçimimizi yapabilme gücü olarak tanımlanabilir. Psikolojide bu kavram özerklik ve içsel motivasyonla ilişkilendirilir; bir eylemi kendi değerlerimizle örtüştüğü için yaptığımızda özgür iradeden söz edilebilir.

Psikoloji dünyasında biz bu kavramı özerklik ve içsel motivasyon olarak ele alıyoruz. İnsanlar doğaları gereği ya proaktif ve hayata karşı heyecanla dolu olurlar ya da pasif ve kendi hayatlarına yabancılaşmış hissederler; bu durum büyük ölçüde içinde bulundukları ve yetiştikleri sosyal koşullara bağlıdır1. Bir davranışı sırf ceza almamak, toplumdan dışlanmamak veya birilerinden aferin almak için yapıyorsanız, o eylemin gerçek sahibi siz değilsinizdir. Gerçekten kendi değerlerinizle, hayallerinizle ve kalbinizle örtüştüğü için adım attığınızda özgür iradenizi sahneye davet etmiş olursunuz.

Mesela pazar akşamı bilgisayar başında çalıştığınızı hayal edin. İçinizden "Yarınki toplantıda patrona rezil olmamak için bu sunumu bitirmeye mecburum" diyorsanız, o an özgür değilsinizdir; korkularınızın esirisinizdir. "Bu sunum benim becerilerimi yansıtıyor ve işimi iyi yapmak bana kendimi inanılmaz iyi hissettiriyor" diyerek o tuşlara basıyorsanız, direksiyon tamamen sizin elinizdedir. Özgür irade sadece fiziksel olarak ellerinizin kollularınızın serbest olması demek değildir. Eylemin duygusal tapusunu kendi üzerinize alabilmektir. Bu sahiplenme duygusu da, hayatın getirdiği fırtınalara karşı ruhsal dayanıklılığımızın en güçlü ilacıdır.

İnsan Nasıl Daha Özgür Kararlar Verebilir?

Özgür olmanın sırrı, zihnimizin otomatik pilotunu devreden çıkarıp, dışarıdan gelen etki ile bizim vereceğimiz tepki arasına minik, sihirli bir boşluk koyabilmekte saklıdır. Bu konuda çok sevdiğim, hayat değiştiren bir bakış açısı vardır: Uyaran ve tepki arasında her zaman bir boşluk bulunur; işte bu boşlukta bizim tepkimizi seçme gücümüz yatar ve tepkimizde ise büyümemiz ile özgürlüğümüz gizlidir.

Trafikte ilerlerken birisinin aniden önünüze kırdığını düşünün. O an içinizde bir ateş parlar. İlkel beyniniz anında savunmaya geçip kornaya basmak, camı açıp bağırmak ister. Bu tamamen genetik ve evrimsel olarak kodlanmış otomatik bir reflekstir. İşte tam o anda derin bir nefes alıp, eliniz kornaya gitmeden önce saniyelik bir an için durabildiğinizi hayal edin. O minicik boşlukta "Belki de hastaneye yetişmeye çalışıyor" diye düşünüp yolunuza sakin bir şekilde devam etmeyi seçtiğiniz an, özgürlüğünüzü ilan ettiğiniz andır.

Aynı kural günlük alışkanlıklarımız için de geçerlidir. Bir bağımlılığa, örneğin sinirlendiğinizde alkole sarılmaya veya canınız sıkıldığında internetten gereksiz alışveriş yapmaya yöneldiğinizde, o eylemi yapmadan hemen önceki boşlukta duraklayabilirsek hayatımızın kontrolünü geri kazanırız2.

Tepki Türü Karar Mekanizması Günlük Hayattaki Karşılığı Özgürlük Hissi
Otomatik Tepki İlkel Beyin (Limbik Sistem) Düşünmeden bağırmak, savunmaya geçmek Düşük (Dürtülerin kontrolünde)
Bilinçli Seçim Gelişmiş Beyin (Korteks) Duraklamak, anlamaya çalışmak, nefes almak Yüksek (Kişinin kendi kontrolünde)

Özgürlük, aklımıza ilk gelen o yıkıcı dürtüye teslim olmamak ve zihnimizin içindeki o kısacık duraklama anını farkındalıkla büyütebilmektir.

Özgür İrade Ne Kadar Özgürdür?

Kararlarımızı alırken tamamen yalıtılmış, dış dünyadan hiçbir şekilde etkilenmeyen cam bir fanusun içinde olduğumuzu düşünmeyi çok severiz. Kendimizi her an tamamen rasyonel ve mantıklı varlıklar olarak hayal ederiz. Bilimsel gerçekler ise bu cam fanusun aslında genetik mirasımız, çocukluk yaşantılarımız, o günkü uyku kalitemiz ve hatta bağırsaklarımızdaki bakteriler tarafından sürekli olarak sarsıldığını gösteriyor.

Market alışverişine aç gittiğinizde sepetin sağlıksız atıştırmalıklarla dolması tesadüf değildir. Bedeniniz kalori açığını kapatmak için beyninize kırmızı alarm gönderir. Siz o çikolatayı "Canım çok istedi, kendi irademle aldım" diyerek sepete attığınızı sanırken, aslında biyolojik bir emre itaat edersiniz. Veya çok yorgun bir günün akşamında, eşinizin ya da çocuğunuzun en ufak bir hatasına normalden çok daha sert bir tepki verirsiniz. Çünkü o an iradeniz yorgun düşmüştür.

Çocukluk yıllarında hızla gelişmeye başlayan "yürütücü işlevlerimiz", çalışma belleğimizi, dikkatimizi dağıtan unsurlara karşı koyma gücümüzü ve esnek düşünme becerimizi yönetir. Zihnimizin bu kapasitesi, ne kadar özgür olabileceğimizin sınırlarını çizer. Bu durum özgür iradenin mutlak ve sınırsız olmadığını gösteriyor. Elimize dağıtılan genetik ve çevresel kartları biz seçmiyoruz. Özgürlüğümüz o kartları nasıl oynayacağımızla ilgilidir. Şiddetli bir fırtınada okyanusun dalgalarını durduramayız. Dümeni sıkıca tutup gemiyi hangi yöne kıracağımızı seçerek, fırtınanın ortasında bile kendi sınırlarımız içinde gerçek bir özgürlük alanı yaratabiliriz.

Akıl ve Özgür İrade Arasında Nasıl Bir İlişki Vardır?

Akıl, bizi ilkel dürtülerimizin esiri olmaktan kurtaran en önemli pusulamızdır. Psikolojide "üstbiliş" dediğimiz çok kıymetli bir beceri vardır. Bu beceri, kendi düşüncelerimiz üzerine dışarıdan bir gözlemci gibi düşünebilme yeteneğimizdir. Sadece bir duygu hissetmekle kalmaz, "Ben şu an neden bu kadar öfkelendim, bu düşüncem gerçekten mantıklı mı, bana hizmet ediyor mu?" diye kendimize sorabiliriz.

İş yerinde canınızı çok sıkan bir olay yaşadığınızı farz edelim. İçinizden yükselen ilk ses "Hemen istifa et, kapıyı çarp ve çık git" der. Bu sese uyarsanız sadece anlık bir duygu patlaması yaşamış, aklınızı devreden çıkarmış olursunuz. Akıl devreye girdiğinde ise "Şu an çok sinirliyim, ekonomik şartlarımı gözden geçirmem lazım, yarın sakin kafayla düşüneyim" dersiniz. Akıl, anlık arzularımız ile uzun vadeli hayallerimiz arasına kurulan en sağlam köprüdür.

Zihnimizin yapısı aynı zamanda irademizi nasıl kullanacağımızı da belirler. Hayatta karşılaştığımız herhangi bir başarısızlık durumunda bunu mutlak bir son olarak değil, "henüz" başarılamamış bir adım olarak kabul etmek aklın en büyük zaferlerinden biridir. Zihnimiz başarısızlıkları bir eksiklik değil, öğrenme fırsatı olarak gördüğünde, özgür irademiz harekete geçmek için ihtiyaç duyduğu cesareti bulur. Aklını kullanan birey, hayatın engellerini aşılmaz duvarlar olarak değil, üzerinden atlanması gereken basamaklar olarak görür.

Ne Kadar Özgürüz?

Modern psikoloji ve felsefe bu zorlu soruya "uyumlulukçuluk" adı verilen çok dengeli ve rahatlatıcı bir cevap sunuyor. Evrenin kuralları, genetiğimiz, geçmişimiz ve travmalarımız davranışlarımızı şüphesiz şekillendirir. Tüm bu etkilerin var olması bizim hiçbir seçme hakkı olmayan, rüzgarda savrulan bir yaprak olduğumuz anlamına gelmez. Kararlarımız içsel değerlerimizle, tutkularımızla ve karakterimizle uyumlu olduğu sürece özgürüz.

Dışarıda sağanak yağmur yağarken şemsiyenizi açıp açmamaya karar verdiğinizi düşünün. Şemsiyeyi açmanızın bir nedeni dışarıdaki yağmurdur ve yağmur yağması kesinlikle sizin kontrolünüzde değildir. Islanmaktan hoşlanmadığınız ve kıyafetlerinizi korumak istediğiniz için o şemsiyeyi açmayı tercih edersiniz. Yağmur altında yürümeyi çok seven, ıslanmaktan keyif alan romantik biri olsaydınız şemsiyeyi kapatıp yürümeye devam ederdiniz.

İlginç bir şekilde araştırmalar, kendi kararlarında özgür iradesi olduğuna inanan bireylerin ruhsal ve manevi açıdan çok daha iyi hissettiklerini ve hayata karşı bilişsel bir avantaja sahip olduklarını göstermektedir3. Kararınızı belirleyen şey dışarıdaki hava durumu kadar sizin kendi içsel tercihlerinizdir. Kararlarımız nedensiz değildir, mutlaka bir dayanağı vardır. O nedenler tam olarak "biz" olduğumuz için özgürüz. Hayatın getirdiği zorunlu koşullar içinde kendi duruşumuzu belirleyebilmek, sahip olabileceğimiz en sahici özgürlük halidir.

Özgür İrade Felsefi mi, Bilimsel mi Bir Kavramdır?

Yüzyıllar boyunca bu konu sadece filozofların şömine başında tartıştığı, kitapların tozlu sayfalarında kalan teorik bir meseleydi. "Tanrı her şeyi biliyorsa biz nasıl özgür olabiliriz?" veya "Kaderimiz önceden yazıldıysa eylemlerimizin anlamı nedir?" gibi devasa sorular etrafında dönülüyordu. Günümüzde ise bu kavram, devasa laboratuvarlarda, kafamıza bağlanan elektrotlarla ve beyin görüntüleme cihazlarıyla ölçülen son derece somut, bilimsel bir araştırma alanına dönüştü.

Birisi "Bunu neden yaptım, kendime engel olamadım" diyerek ağladığında ve büyük bir suçluluk duyduğunda, o karmaşık durumu anlamak için hem felsefenin şefkatli bilgeliğine hem de bilimin keskin ışığına ihtiyaç duyarız. Felsefeciler "özgürlük" ve "sorumluluk" kelimelerini kullandıklarında, aslında sadece uzak metafizik bir tartışma yapmazlar; insanların birbirleriyle nasıl ilişki kurduğuyla ve toplumsal ahlak kurallarının nasıl işlemesi gerektiğiyle de ilgilenirler. Bilim insanları ise o karar anında beynin karar verme merkezlerindeki biyolojik fırtınayı, nörotransmitterlerin salınımını izlerler.

Kendinizi bir yol ayrımında sıkışmış hissettiğinizde, zihninizde binlerce yıllık felsefi bir tartışma ile milyonlarca nöronun biyolojik aktivitesi aynı anda, eşsiz bir harmoni içinde gerçekleşmektedir. Özgür irade ne sadece felsefi ne de sadece bilimseldir. İnsanı anlamak için her iki alanın birbirine sıkı sıkıya tutunduğu harika bir köprüdür.

Özgür İrade İllüzyonu Ne Demektir?

Nörobilim dünyasında deprem etkisi yaratan bazı araştırmalar, okurken "Acaba her şey koca bir yalan mı?" diyeceğimiz kadar sarsıcı bir ihtimali masaya yatırıyor. Belki de özgür irade, zihnimizin bize oynadığı çok inandırıcı, kusursuz bir oyundan ibarettir. Benjamin Libet adlı efsanevi bir bilim insanı 1980'lerde çok basit ama tarihi değiştiren bir deney yaptı. İnsanlardan tamamen kendi istedikleri rastgele bir anda sadece parmaklarını oynatmalarını istedi.

Sonuçlar tüyler ürperticiydi. Kişinin beyin dalgaları incelendiğinde, deneklerin parmaklarını oynatmaya "karar verdiklerini" hissettikleri andan yaklaşık 400 milisaniye önce (yani yarım saniyeye yakın bir süre), beyinde o eylem için bir hazırlık potansiyeli çoktan başlamıştı4. Yani bilinçli zihnimiz olaylara hep geriden gelmekteydi. İnternette gezinirken aniden şık bir ayakkabı reklamına tıklamaya karar verdiğinizi düşünün. Siz "Buna bakmak istiyorum" dediğiniz anda, beyninizin karanlık odalarındaki biyolojik sistemler çoktan o kararı almış ve elinizi fareye götürmüştür bile.

Bu deneyden sonra ünlü psikolog Daniel Wegner yazdığı kitapta, bilinçli iradenin aslında zihnimizin ve beynimizin ortaklaşa yarattığı, eylemlerin sahipliğini hissetmemizi sağlayan çok ikna edici bir yanılsama olduğunu öne sürmüştür5. Yani bilincimiz eylemi yaratan asıl güç değil, sadece eylem olup bittikten sonra "Bunu ben yaptım" diyerek olayı sahiplenen bir iç sesti.

İlginç bir şekilde, beynimiz eylemi bizden habersiz başlatsa da, bilincimiz son anda bu eylemi "veto etme" yani durdurma gücüne sahip olabilir6. Dışarıya çıkıp bağırmak istersiniz, beyin bunu hazırlar ama siz son anda dudaklarınızı ısırıp susarsınız. Bazı modern sinirbilimciler ise o yarım saniyelik ön aktivitenin aslında kesin bir karar olmadığını, beyindeki rastgele elektriksel dalgalanmalar olduğunu savunarak içimizi biraz olsun ferahlatmaktadır6. Bu illüzyon hissi gerçek bile olsa, hayatımızın sorumluluğunu almamız ve kendimizi bir bütün hissetmemiz için beynimizin geliştirdiği harika bir güvenlik sistemidir.

Özgür İrade Yasası Nedir?

Psikolojik ve spiritüel açıdan bakıldığında bu kavram, evrenin ve insan hayatının en temel kuralıdır. Seçim Yasası olarak da bilinen özgür irade yasası, herkesin sahip olduğu ama doğru kullanmak için belli bir farkındalık ve bilinç seviyesi gerektiren kozmik bir kuraldır7. Bu yasanın tam kalbinde çok ağır bir kelime yatar: Sorumluluk.

Evren, kendi deneyimlerimizi kendi kararlarımızla şekillendirme gücünü bize vermiştir. Dan Millman'ın da ifade ettiği gibi, zihnimizdeki çarpık ve bizi sınırlayan inançlar ne kadar az ise, seçim yapma gücümüz ve özgürlüğümüz o kadar büyük olur7. Evren bize istediğimizi seçme hakkı verirken, bu seçimin getireceği sonuçları da paket halinde sunar.

Buna çok çarpıcı bir örnek verelim. Sırf anne olma arzusunu tatmin etmek için, partneriyle arasında hiçbir duygusal bağ ve güven olmamasına rağmen birisinin evlenip çocuk yapmayı seçtiğini varsayalım7. Bu kişi kendi özgür iradesini kullanmış ve istediği çocuğa kavuşmuştur. Aylar sonra o ilişki büyük bir kaosla bittiğinde ve çocuk parçalanmış bir evde büyümek zorunda kaldığında, "Neden bunlar hep benim başıma geliyor" demek yerine kendi payına bakması gerekir. Çünkü özgür iradesini sadece kendi anlık arzusunu gidermek için kullanmış, eyleminin uzun vadeli sorumluluğunu hesaba katmamıştır.

Özgür irade yasası kusursuz işlemiş, kendi ektiği tohumun sonucunu ona vermiştir. Yasayı doğru kullanmak, anlık korkularla veya bencil arzularla değil, yüksek bir farkındalıkla, bütüne zarar vermeden seçim yapmayı gerektirir. Başa gelen olaylarda kurban rolünü oynamayı bırakıp "Bu duruma kendi seçimlerimle geldim ve yine kendi gücümle buradan çıkabilirim" dediğinizde, bu yasanın dönüştürücü etkisini tam anlamıyla arkanıza almış olursunuz.

Özgür İrade Determinizmi Ne Demek?

İlk duyduğunuzda kulağa yan yana gelmemesi gereken iki zıt kelime gibi gelebilir. Determinizm (belirlenimcilik), evrendeki her şeyin bir nedeni olduğunu, geçmişteki olayların gelecekteki olayları domino taşları gibi zorunlu olarak belirlediğini savunur. Özgür irade determinizmi ise, hayatımızdaki bu koca nedensellik zincirini kabul ederken o zincirin içine "kendi karakterimizi, arzularımızı ve mantığımızı" da katar.

Yaşadığınız yoğun kaygı nöbetleri yüzünden bir uzman desteği alma kararı verdiğinizi düşünelim. Geçmişteki zorlu deneyimleriniz, toksik aile yapınız, stresli iş yaşantınız ve genetik yatkınlığınız sizi duygusal olarak köşeye sıkıştırmıştır. Bunların hiçbiri sizin suçunuz değildir, bunlar determinizmin dayattığı koşullardır. O karanlık köşeden çıkmak için iyileşmeyi istemeyi, telefonu elinize alıp randevu oluşturmayı ve bu yolda cesaretle adım atmayı seçen ise sizin eşsiz içsel gücünüzdür.

Seçimlerimiz dış faktörlerden etkilense bile, bu bizim o koşullar altında kendi tercihimizi yapmadığımız anlamına gelmez8. Kararlarımız rastgele veya gökten zembille inen şeyler değildir, mutlaka bir sebebe dayanır. O sebepleri oluşturan şeyin bizzat "biz" olması, o kararı özgür kılan en önemli detaydır. Mesele, hiçbir dış etkiden bağımsız bir fanusta yaşamak değildir. Mesele, hangi etkilerin bizi yöneteceğini kendi akıl ve kalp süzgecimizden geçirebilme ustası olmaktır. İç dünyamızı tanıdıkça, otomatik tepkilerimizi fark ettikçe ve hatalarımıza şefkatle yaklaştıkça, hayat denen bu uzun ve yorucu yolculukta kendi hikayemizin gerçek yazarı olmaya başlarız.

Psikolog Bilgesu Erdoğan diyor ki:

"Özgür irade, aklımıza gelen ilk düşünceyi seçmek değil; o düşünceye rağmen hangi davranışı göstereceğimize karar verebilmektir. Zihnimiz her gün yüzlerce düşünce üretir, duygularımız bizi farklı yönlere çekebilir ve geçmiş deneyimlerimiz seçimlerimizi etkileyebilir. Gerçek özgürlük, tüm bunların farkında olarak durup düşünebilmek, otomatik tepkiler yerine değerlerimizle uyumlu kararlar verebilmektir. Belki her koşulu kontrol edemeyiz, fakat o koşullar karşısında nasıl bir tutum sergileyeceğimizi seçme gücü çoğu zaman elimizdedir."

Sonuç

Özgür irade, dış etkileri tamamen yok saymak değil; genetik, geçmiş ve çevre gibi koşulların farkında olarak kendi değerlerimizle uyumlu seçimler yapabilmek olarak ele alınabilir. Uyaran ile tepki arasındaki kısa boşlukta duraklamak ve otomatik tepkiler yerine bilinçli kararlar vermek, daha özgür bir tutum geliştirmeye yardımcı olabilir. Otomatik tepkilerimizi fark ettikçe ve seçimlerimizin sorumluluğunu aldıkça, kendi hikayemizin yazarı olmaya daha çok yaklaşabiliriz.

Hiwell psikologları ile tanışın.

Sıkça Sorulan Sorular

1Özgür irade nedir?

Dışarıdan bir baskı olmadan, önümüzdeki farklı yollar arasından kendi bilinçli seçimimizi yapabilme gücü olarak tanımlanabilir. Psikolojide bu kavram özerklik ve içsel motivasyonla ilişkilendirilir; bir eylemi kendi değerlerimizle örtüştüğü için yaptığımızda özgür iradeden söz edilebilir.

2Gerçekten seçimlerimizi kendimiz mi yapıyoruz?

Kararlarımız genetik, geçmiş, çevre ve anlık fizyolojik durum gibi etkenlerden etkilenebilir; bu nedenle özgür irade mutlak ve sınırsız olmayabilir. Yine de bu etkiler, kendi değer ve karakterimizle uyumlu seçimler yapamayacağımız anlamına gelmeyebilir.

3Daha özgür kararlar nasıl verilebilir?

Uyaran ile tepki arasındaki kısa boşlukta duraklamak, otomatik tepkiler yerine değerlerimizle uyumlu seçimler yapmaya yardımcı olabilir. Nefes almak, anlamaya çalışmak ve üstbiliş (kendi düşüncelerimizi gözlemleme) gibi beceriler bu süreci destekleyebilir.

4Özgür irade illüzyonu (Libet deneyi) ne demektir?

Libet'in deneyinde, kişi bir eyleme "karar verdiğini" hissetmeden önce beyinde bir hazırlık potansiyelinin başladığı gözlenmiştir. Bu bulgu, özgür iradenin bir yanılsama olabileceğini tartışmaya açar; ancak bazı araştırmacılar bilincin eylemi son anda "veto etme" gücüne sahip olabileceğini öne sürer.

5Determinizm özgür iradeyi ortadan kaldırır mı?

Uyumlulukçuluk yaklaşımına göre hayır. Her kararın bir nedeni olması, o kararı bizim vermediğimiz anlamına gelmeyebilir. Seçimlerimizi oluşturan nedenlerin bizzat kendi değer ve karakterimiz olması, kararı özgür kılan unsur olarak değerlendirilebilir.

Kaynakça

  1. O'Connor, T., & Franklin, C. (2022). Free Will. The Stanford Encyclopedia of Philosophy. Stanford University.
  2. Ryan, R. M., & Deci, E. L. (2000). Self-determination theory and the facilitation of intrinsic motivation, social development, and well-being. American Psychologist, 55(1), 68-78.
  3. Frankl, V. E. (1985). Man's Search for Meaning. Simon and Schuster.
  4. Baumeister, R. F. (2008). Free will in scientific psychology. Perspectives on Psychological Science, 3(1), 14-19.
  5. Dweck, C. S. (2006). Mindset: The New Psychology of Success. Random House.
  6. Feldman, G., Baumeister, R. F., & Wong, K. F. E. (2014). Free will is about choosing: The link between choice and the belief in free will. Journal of Experimental Social Psychology, 55, 239-245.
  7. Dennett, D. C. (2003). Freedom Evolves. Viking Penguin.
  8. Roskies, A. (2006). Neuroscientific challenges to free will and responsibility. Trends in Cognitive Sciences, 10(9), 419-423.

Sitemizde bulunan yazılar tıbbi tavsiye içermez ve yalnızca farkındalık yaratmak amaçlıdır. Yazılardan yola çıkarak bir hastalık tanısı konulamaz. Hastalık tanısını yalnızca psikiyatri hekimleri koyabilir.

Popüler Başlıklar

Desteğe mi ihtiyacınız var? Bizimle iletişime geçin!

Bize Ulaşın