İlişki Anksiyetesi: Sevilmeme ve Terk Edilme Endişesi

Daha iyi hissetmeye bugün başlayın

Siz de 300 bin mutlu danışanımız gibi hayatınızın kontrolünü elinize alın.

İlişki Anksiyetesi Nedir?

İlişki anksiyetesi, bir ilişki yaşanırken taraflardan birinde veya her iki tarafta da ortaya çıkabilecek şüphecilik, sorgulayıcılık, güvensizlik, sonu gelmeyen bir kaygı hali veya sürekli güvende hissetme ihtiyacı olarak tanımlanabilir.

İlişki kaygısına sahip olmak, genellikle erken çocukluk döneminde oluşmuş bağlanma stilleri ile ilişkilendirilir ve genellikle güvensiz bağlanma stiline sahip olan kişiler ilişki anksiyetesi yaşamaya daha yatkındırlar1.

Güvensiz bağlanma ile birlikte terk edilme korkusu ve sevilmeme endişesi, ilişki anksiyetesine işaret eder. Eğer romantik ilişkinizde her şeyin yolunda gittiği zamanlarda bile zihninizde sürekli olarak “Ya beni terk ederse? Ya benden sıkılırsa? Ya bu hareketimden soğuduysa? Ya başka kişilerle de görüşüyorsa?” gibi sorular dolaşıyorsa ilişki kaygısı yaşıyor olabilirsiniz.

İlişki Anksiyetesinde Ruminasyon ve Kıskançlık

İlişkiye dair çok fazla sorgulama ve ruminasyon (sürekli ve tekrarlayıcı düşünme) yapmak ilişki anksiyetesine sebep olabilir ve ilişki kalitesini olumsuz yönde etkiler2. Buna dair yapılan bir araştırma, ruminasyonun romantik ilişki tehdidine yanıt olarak duygu düzenlemeyi nasıl etkilendiğini incelemiştir.

Ruminasyon eğilimi, ilişkiyi tehdit eden olayların sinyalleri karşısında romantik partner hakkında olumlu duygular sürdürme yeteneğini bozmuştur2. Yani yüksek ruminasyon eğilimi olan bireylerin, düşük ruminasyon eğilimi olanlara kıyasla karşı tarafa dair daha fazla olumsuz duygu hissettikleri bulunmuştur.

Kıskançlık, ilişki anksiyetesinin bir diğer ana unsurudur. Geçmiş yıllarda yapılan araştırmalar, romantik ilişkide kıskançlık arttıkça ilişki memnuniyetinin azaldığını bulmuştur3. Bu bulguyla uyumlu olarak yapılan başka bir araştırma, kıskançlık ve takip etme davranışlarının ruminasyona, en nihayetinde de ilişki memnuniyetsizliğine yol açtığını göstermiştir.

Kıskançlığın işlevsel olduğu durumlar da vardır fakat eğer kıskançlık duygusu yerini yönetilemez bir düşünce yoğunluğuna bıraktıysa artık ilişki için bir tehdit unsuru oluştuğunu söyleyebiliriz.

ilişki anksiyetesi yaşayan bir çift çizimi

İlişki anksiyetesi olan bireyler genellikle kaygılı bağlanma stiline sahiptir. Kaygılı bağlanan bireyler kendilerine ilişkin daha olumsuz düşüncelere sahip olduğu için bu onları başkalarına aşırı bağımlı olma ve karşı taraftan daha sık güvence veya onay arama gibi davranışlara yöneltir3. Yapılan bir araştırma, erkek öğrencilerin kız öğrencilere kıyasla daha az bağlanma kaygısına sahip olduğunu bulmuştur4.

Her romantik ilişkide taraflar zaman zaman duygusal iniş çıkışlar yaşayabilir veya endişelere kapılabilir, bu durum çok insanidir. Tabii bu kaygının işlevselliği yitirmeye sebep olacak bir boyutu da vardır. Kaygının boyutu o kadar büyüktür ki romantik ilişkinin gelişimini, hatta başlamasını bile engelleyebilir.

İlişki Anksiyetesinin Nedenleri Neler Olabilir?

Kaygılı Bağlanma Stili

İlişkide güvende olduğunuzu, partnerinizin sizi gerçekten sevip sevmediğini, partnerinizin ilişkiden keyif alıp almadığını sürekli sorgulayan bir taraftaysanız bu durumun kökleri anne babanızla veya birincil bakım vereninizle kurduğunuz ilişkiye dayanıyor olabilir.

Ebeveynler veya bakım veren kişiler, çocuğa gerekli ilgi ve sevgiyi gösterdiği ve çocuğun ihtiyaçlarını giderdiği zaman güvenli bağlanma oluşabiliyor. Bunun tersi olarak eğer çocuk, anne babadan gerekli ilgiyi alamazsa ve ebeveyn, ilgiden ziyade reddedici veya umursamaz bir tutumda olursa çocuk, kaygılı bağlanma stili geliştirebilir.

Bu durum da ilgi görmeye çalışıp göremeyen konumunda kalan çocuğun, ilgi görme çabasından ötürü ebeveyne daha çok kendini sevdirmeye çalışması ile sonuçlanabilir. Bu davranış örüntüleri, çocuğun ileriki yaşlarda kuracağı romantik ilişkilere yansıyabilir.

Kaygılı bağlanan kişiler genel olarak düşük öz-saygıya sahip olup tetikte olurlar. Tetikte olmak, kaygılı kişinin sürekli olarak partnerinin kendisine olan ilgisini kaybettiğinin işaretlerini aramayı ifade eder. Bu bağlılık da kişiyi karşı tarafı kaybetme korkusuna sürükler. Bağlanma stilleri hakkında detaylı bilgi için Bağlanma Stilleri Nelerdir? yazımıza gidebilirsiniz.

Olumsuz Yaşam Olayları

Kimimiz bakım verenimizle kurduğumuz güvensiz bağlanmadan ötürü ilişki anksiyetesi yaşarken kimimiz de ilerleyen yaşlardaki olumsuz deneyimlerimizden ötürü ilişkilerimizde kaygılı bağlanabiliyoruz.

Örneğin, eğer kendi değerinizin veya fiziksel çekiciliğinizin sorgulandığı bir ilişki yaşamışsanız bu durum, sonraki ilişkilerinizde de benzer sorgulamalarla karşı karşıya kalacağınız endişesini yaratabilir.

Daha önce incitilmiş olmanız sizi kendi değerinizi sorgulamaya itebilir. Bu nedenle eğer bir ilişkinizde “kilolu” olarak nitelendirildiyseniz, size sürekli kilo vermeniz gerektiği söylendiyse bir sonraki ilişkinizde zihninizde “Ya beni kilolu bulup terk ederse?” düşünceleri belirebilir. Bu düşünceler de sizi sürekli tetikte olduğunuz bir hale iter ve ilişki anksiyetesi yaşayabilirsiniz.

Düşük Öz-Saygı

Kendiniz hakkında olumsuz fikirlere sahip olmak, kendinizi yetersiz ve değersiz görmek ve sürekli başkaları ile kıyaslamak düşük öz-saygıya sebep olabilir. Bu durum sadece sizin kendinizle ilişkinizi etkilemekle kalmayıp romantik ilişkinizde de kendini gösterir.

Kişi eğer kendi öz değerini devamlı olarak sorguluyorsa partnerinin duygularının gerçekliğini de sorgulama ihtimali yüksektir. Siz eğer “Ben yeterince iyi değilim.” düşüncesine sahipseniz, “Bu kişi bende ne buluyor da benimle birlikte?” düşüncesine sahip olmanız da doğaldır.

Benzer şekilde karşı tarafın sizi aldattığını, başkalarına ilgi duyduğunu veya sizi terk edeceğini düşünmeniz de normaldir çünkü kendinizi yeterli görmeyip ilişkinize olası tehdit unsurlarını davet edersiniz.

İlişki Anksiyetesinin Belirtileri Nelerdir?

İlişki anksiyetesi nedeniyle ortaya çıkabilecek belirtiler şunlardır:5

  • Partnerin duygularının gerçekliğini devamlı olarak sorgulamak
  • Partnerden sürekli olarak onay beklemek
  • Ne olursa olsun, kendisi zarar görse bile sevgilisini memnun etmek için bazı şeyleri kabul etmek
  • Partnerin hareketlerine kontrolcü yaklaşmak veya diğer insanlarla olan iletişimine karışmak
  • Sürekli olarak partnerin yanında olmak istemek, çok yapışkan davranmak
  • Sürekli olarak sorun aramak, partnerin ağzından çıkan kelimeleri analiz etmek ve bunlardan çıkarımlar yapmak
  • İlişkiden zevk almaya çalışmaktansa ilişki hakkında endişelenmeye çok daha fazla zaman harcamak
ilişki anskiyetesiyle kıskançlık yaşayan bir çift çizimi

İlişki Anksiyetesi İlişkinizi Nasıl Etkiler?

Yazımızda bahsedilen ilişki anksiyetesi belirtileri, zaman zaman her ilişkide oluşabilir. Bu sebeple endişeli hissettiğiniz her an ilişki kaygısı yaşadığınızı söylemek doğru olmaz. Aslında ilişkiyi değerlendirmek, zaman zaman kontrol etmek ve bu duygu/düşüncelerinizi karşı tarafla da oturup paylaşabilmek ilişki için sağlıklıdır.

Burada bahsedilen şey, eğer enerjinizin büyük bir bölümünü partnerinizin sosyal medyaya takip ettiği kişiye harcıyorsanız, ortada gözle görülen bir kanıt yokken devamlı olarak terk edilme endişesi yaşıyorsanız, sürekli gergin hissediyorsanız ve bu olanlar sizin işlevselliğinizi bozuyorsa o zaman ilişkiniz için zararlı sonuçları olabilir.

İlişkinize dair sürekli endişe duymak, birlikte geçirilen vakitten zevk almanızı ve partnerinizle aranızdaki yakınlığın kalitesini de etkileyebilir. Bu gibi durumlarda ilişkide sürekli kaygılı duygulara yer vermek, ilişkinizin sona ermesine sebep olabilir, yani olmasından korktuğunuz şey gerçekleşebilir.

İlişki Anksiyetesinin Üstesinden Nasıl Gelinebilir?

İlişki kaygısını hafifletmek için birtakım yollar var. Temelleri çoğunlukla geçmiş yaşamınıza dayanan ilişki anksiyetesini yenmek zor gibi görünse de aslında çaba ile mümkün. İlişki kaygınızın üstesinden gelebilmeniz amacıyla sizin için birkaç yol listeledik:1, 5

1. Duygu ve düşüncelerinizden partnerinize bahsedin.

Duygu ve düşüncelerinizi karşı tarafa söylemek kimi zaman zor olabilir, kendinizi “zayıf” veya “savunmasız” hissedebilirsiniz. Yine de endişelerinizi yenmek için eşinizle beklentileriniz hakkında dürüst konuşmalar yapmanız çok önemlidir.

Yaşadığınız kaygı ve zorluklardan partnerinize bahsetmek endişelerinizi yaşamaya devam etmekten daha faydalı olacaktır ve zihninizde kurduğunuz felaket senaryolarını azaltacaktır. Partnerinizle net bir şekilde konuşarak kaygılarınızı besleyen belirsizliklerden arınabilirsiniz ve daha sağlıklı bir zemine taşımak için ilişkinize şans vermiş olursunuz.

2. Anın tadını çıkarın.

Partnerinizin ilerleyen yıllarda hayatınızda olup olmayacağı üzerine uzun uzadıya düşünmek sadece var olan güzellikleri gözden kaçırmanıza neden olur ve neşenizi azaltır. Bunun yerine endişelerinizi yönetmek için mevcut olan durumu kabul etmeye çalışın ve sizinle birlikte olmayı isteyen kişi ile ana odaklanın.

3. Endişenize neyin sebep olduğunu belirleyin.

Korku mu? Özgüvensizlik mi? Utanç mı? Endişenizin kökenini bulmak ve geçmiş yaşantınızdaki olayları değerlendirip anlamlandırmak duygularınıza dair farkındalığınızı artırmanıza yardımcı olabilir. Duygularımızı isimlendirmek ve somutlaştırmak kendimizle bağlantı kurmak için iyi bir başlangıç olabilir.

4. Anksiyete düzeyinizin arttığını hissettiğinizde kendinizi yatıştırmayı deneyin.

Kaygının getirisi olan hızlı kalp atışları, göğüste sıkışma veya baş dönmesi gibi fiziksel tepkiler normaldir. Kişisel farkındalığınızı artırmak için nefes egzersizleri, meditasyon teknikleri, yoga veya beş duyunuzdan birine odaklanma aktivitesi yapmak kendinizi sakinleştirmenin yollarından olabilir. Sizin için en yatıştırıcı metot hangisiyse vücudunuza onu vermekten çekinmeyin.

Yukarıda belirtilen önerileri hayata geçirebilmek ve ilişki anksiyetesinin üstesinden gelebilmek için odağımızı içimize döndürmemiz gerekiyor6. Partnerimizden veya ilişkimizden bağımsız olarak içimizde neler olup bittiğini anlamaya çalışmalıyız.

Eleştirel iç sesimiz neler söylemeye başlıyor? Hangi korkularımız tetikleniyor? Bu kendimizi keşfetme süreci ve geçmişi anlamlandırmak davranışlarımızı yönlendiren ve ilişkimize yansıyan durumları anlamada çok önemli bir adım olabilir6.

Romantik ilişkilerimizle ilgili olarak kendimize güvenmememize ne sebep oldu? Bu sorunun cevabını verebilmek için eleştirel iç sesinizi dinleyip ve onu kabul edip bir yolculuğa başlayabilirsiniz. Gerektiği zaman arkadaşlarınızdan sosyal destek ve baş edemediğiniz boyutta bir kaygı yaşadığınızda da bir uzmandan psikolojik destek almaktan çekinmemenizi öneririz.

Kaynakça

  1. https://www.verywellmind.com/learning-how-to-cope-with-relationship-anxiety-5186885
  2. Jostmann NB, Karremans J, Finkenauer C. When love is not blind: rumination impairs implicit affect regulation in response to romantic relationship threat. Cogn Emot. 2011 Apr;25(3):506-18. doi: 10.1080/02699931.2010.541139.
  3. Rachel A. Elphinston, Judith A. Feeney, Patricia Noller, Jason P. Connor & Jennifer Fitzgerald (2013) Romantic Jealousy and Relationship Satisfaction: The Costs of Rumination, Western Journal of Communication, 77:3, 293-304, DOI: 10.1080/10570314.2013.770161
  4. Weber R, Eggenberger L, Stosch C, Walther A. Gender Differences in Attachment Anxiety and Avoidance and Their Association with Psychotherapy Use-Examining Students from a German University. Behav Sci (Basel). 2022 Jun 22;12(7):204. doi: 10.3390/bs12070204.
  5. https://www.verywellmind.com/how-anxiety-can-cause-relationship-problems-1393090
  6. https://www.psychalive.org/how-to-deal-with-relationship-anxiety/
*Sitemizde bulunan yazılar tıbbi tavsiye içermez ve yalnızca farkındalık yaratmak amaçlıdır. Yazılardan yola çıkarak bir hastalık tanısı konulamaz. Hastalık tanısını yalnızca psikiyatri hekimleri koyabilir.