Unutmanın Güçlüğü

Kelimeler üzerinden denenmiş bilinçli bir unutma çalışmasında, bilinçli unutmanın basit bir tekrar etmeme sürecinden çok daha fazlası olduğu, hatta unutmanın oldukça aktif ve gayret gerektiren bir süreç olduğu ortaya konmuştur. Bir kelimeyi unutmak için dahi uzun ve etkileşimsel bir süreç(korteksin farklı bölgelerinde aktivasyon ve baskılama) gerekirken, yaşanmış bir anıyı yahut yaşantılarımıza eşlik eden birini tümüyle unutmanın gerektirdikleri; unutmanın neden bu denli güç olduğunu belirginleştiriyor.

Ayrılık; eşten, dosttan, veya  romantik partnerden… Sıcaklığına alışılan kişi, esasen beyinde tüm vücudu etkileyecek bir hormon salgılanmasına neden olur. Oksitosin denilen bu hormonun neden olduğu fizyolojik değişimler psikolojimizi de oldukça yakından etkiler. Örneğin sarılmak bu hormonun salgılanmasında etkilidir. Ebeveyn-çocuk veya partnerler arasındaki bağlılığı sağlayan etkenlerden biri yine bu hormondur. Eksikliğinde, yaşam sevincinde azalmadan depresif hal, uykuda güçlük, bölünmüş uyku ve anksiyeteye kadar uzanan birçok problemle karşı karşıya kalınabilir.

 Oksitosin üç geniş araştırma başlığı altında incelenir: bağlanma ve güven, sosyal hafıza ve korku azaltma. Bu konu ele alındığında sosyal psikologların ve klinik psikologlarının daha titiz ve yaratıcı çalışma tasarımları oluşturmaya dahil olmaları kritik öneme sahiptir. Oksitosin, bireyden toplumlara uzanan ve kişilerarası etkileşimde müthiş kritik rol oynayan mühim bir hormondur. Bizler toplum içerisinde herhangi sohbet esnasında oksitosini “aşk hormonu” olarak da tanımış olabiliriz. Son on yıl içinde yapılmış çalışmalarda, yalnızca şak söz konusu olduğunda değil, genel olarak sıkı sosyal bağlarda oksitosinin önemi vurgulanmıştır. 

Yakın ilişkide olunan kişiler beyinde sinir taşıyıcı olarak türkçeleştirebileceğimiz birçok nörotransmitter salınımına yol açar. Ayrılıkta, beyin bu nörotransmitterlerin düzenli tedarikini kaybeder ve beyinde geri çekilme başlar. Eksik nörotransmitter kaynağı beyni böyle etkiler. Bu kimyasallardaki eksiklik kişileri endişeli, depresif ve izole hissettirebilir. Bu durumda, beynimiz bu kimyasalları herhangi bir yolla dengelemekte zorlanır hale gelir. Bu kaçınılması güç bir durumdur ancak yine de bu doğrultuda nasıl hareket edildiği ve yapılan seçimler ayrılık sürecini ve ayrılık sonrası yaşanan güçlüğün süresini belirleyebilir.

 Bu noktada oksitosin kadar önem taşıyan bir sinir taşıyıcı nörotransmitterden daha söz edilebilir; dopamin. Dopamin birçok yolakta başka başka görevlerle gündeme gelen bir nörotransmitter olsa da; haz, uyku, motor hareketler ve öğrenmede etkili olan vücutta doğal olarak üretilen bir kimyasaldır. Yeni ayrılıklar yaşayan kişilerin dopamin depoları neredeyse boşalmış haldedir. Bu sebeple kişi normalde başvurmadığı fakat kendine zevk verecek geçici eylemlerde bulunma gereksinimi duyabilir. Bu eylemler ertesinde dopamini tükenmiş zevk merkezlerine büyük bir "dopamin parçası" iletilir. Madde kötüye kullanımı ve gündelik cinsel ilişki, bir akşam geçirmenin eğlenceli yolları bu süreçte bu sebeplerle cazip bir hale gelebilir. Fakat kısa vadede dopamin kaynağı sağlasa da bu faaliyetlerin uzun vadede birini unutmak için uygun yöntemler olmadığına değiniliyor.

 Hissedilen acı, dopamin eksikliğinin yanı sıra oksitosin kaynağına alışmış ve onu yitirmiş, oksitosine aç beynimizden ileri gelmektedir. Bu nedenle kimi zaman ayrıldığımız kişiyi, gizlice, sosyal medyadan takip etme eğilimi gösterebiliriz. Fakat araştırmacılar bu durumun anılara dair nöral bağlantıyı zayıflatma/yok etme sürecini uzattığını söylüyor. Oksitosin bağlayıcı bir molekül olduğundan ve beyin bu bağı geri almak için zamana ihtiyaç duyduğundan; uzmanlar ayrılıktan sonraki otuz gün boyunca eski partnerle temastan kaçınmayı, onu aramamayı, sosyal medya hesabına bakmamayı öneriyor. Aksi takdirde, beyinde inşa edilen sinir bağlarını kırmayı daha da zorlaştıracak ve dolayısıyla kişinin benliğine dönüşü gecikecektir.

 

Bu sürede yeni kişilerle iletişime geçmek; romantik güveni yeniden tesis etmek için kritik olsa da, kişinin kendisine belli bir süre vermesi öneriliyor. Beyin ihtiyaç duyduğu, yoksunluğunu yaşadığı kimyasalları elde etmenin yeni yollarını arayabilir. Bu süreç, yakın arkadaşlar ve evcil hayvanlarla çok fazla zaman geçirmeyi gerektirebilir. Amaç, iyi hissettiren nörotransmitter tedarikini sürdürmek için doğal stratejileri belirlemektir. Bu konuda oksitosin ile yaratıcı düşüncenin yakından ilişkili olduğu çalışmalarca bilindiğinden; haz, tutku ve anlam veren hobiler edinmemiz önerilir.

Kaynakça

Campbell, A. (2010). Oxytocin and human social behavior. Personality and Social Psychology Review, 14(3), 281–295. https://doi.org/10.1177/1088868310363594

Chong, A., Tolomeo, S., Xiong, Y., Angeles, D., Cheung, M., Becker, B., Lai, P. S., Lei, Z., Malavasi, F., Tang, Q., Chew, S. H., & Ebstein, R. P. (2021). Blending oxytocin and dopamine with everyday creativity. Scientific Reports, 11(1), 1–9. https://doi.org/10.1038/s41598-021-95724-x

Grebe, N. M., Kristoffersen, A. A., Grøntvedt, T. V., Emery Thompson, M., Kennair, L. E. O., & Gangestad, S. W. (2017). Oxytocin and vulnerable romantic relationships. Hormones and Behavior, 90, 64–74. https://doi.org/10.1016/j.yhbeh.2017.02.009

Ten Oever, S., Sack, A. T., Oehrn, C. R., & Axmacher, N. (2021). An engram of intentionally forgotten information. Nature Communications, 12(1), 1–14. https://doi.org/10.1038/s41467-021-26713-x

Zhang, R., Freeman, G., & McNeese, N. J. (2020). Breakups on social media: Social behaviors and dilemmas. Proceedings of the ACM Conference on Computer Supported Cooperative Work, CSCW, 431–435. https://doi.org/10.1145/3406865.3418310

Daha iyi hissetmeye bugün başlayın

Uygulamayı indir ve size en uygun psikologu eşleyelim, ücretsiz ön görüşmenizi yapın ve alanında uzman psikologlarımızla görüşün.