Beden Günlüğü Tutma (Somatic Journaling) ile Duyguları Anlamak

Daha iyi hissetmeye bugün başlayın

Hiwell altyapısıyla 1 milyonu aşkın kullanıcı psikolojik destek yolculuğuna güvenli bir adım attı! Siz de size en uygun uzman ile şimdi ücretsiz ön görüşme yaparak tanışın.

Başlayın

Hiç gün içinde kalbinizin sıkıştığını, midenize kramplar girdiğini ya da ellerinizi ve bacaklarınızı istemsizce sıkıyor olduğunuzu fark ettiğiniz oldu mu? Belki de hepimize tanıdık gelen bu hikayede, çoğunlukla zihinsel olarak her şey yolunda gibi gözükürken bedenimiz için bir şeylerin yolunda olmadığını fark ederiz. Ama ne olduğunu da tam olarak açıklayamayız. İçimizde bir sıkışma vardır, huzursuzluk vardır, enerjimiz düşüktür ama bunun kaygı mı, öfke mi yoksa sadece yorgunluk mu olduğunu ayırt etmek oldukça zordur. Böyle anlarda çoğu zaman zihnimize yöneliriz. Düşünürüz, analiz ederiz, nedenini bulmaya çalışırız.

Oysa çoğu zaman belki de yanlış yere bakıyoruz. Çünkü duygular çoğu zaman zihinde başlamaz. Önce bedende hissedilir. Göğüste bir baskı, mideye oturan bir ağırlık, boğazda düğümlenme ya da omuzlarda sertlik… Bunlar sadece fiziksel hisler değil, aynı zamanda duyguların bedendeki yansımalarıdır.

İşte somatic journaling (beden günlüğü tutma) tam olarak burada devreye girer. Bedenin bu sessiz dilini fark etmeyi ve anlamlandırmayı mümkün hale getirir.

Somatic Journaling (Beden Günlüğü) Nedir?

Somatic journaling, klasik günlük tutmadan biraz farklı bir yaklaşımdır. Burada odak yalnızca “ne oldu?” ya da “ne düşündüm?” değildir. Asıl soru şudur:

“Bedenimde şu anda ne hissediyorum?”

Bu yaklaşım, psikolojide uzun süredir çalışılan dışavurumcu yazma (expressive writing) yöntemine dayanır. Araştırmalar, duygularını duygularını yazıya döken kişilerin hem psikolojik hem de fiziksel açıdan daha iyi hissettiklerini göstermektedir. Yazma pratiğinin stres seviyesini düşürebildiği, ruh halini iyileştirebildiği ve genel iyi oluşu destekleyebildiği bulunmuştur 1; 6.

Somatic journaling ise bu süreci bir adım ileri taşır. Yalnızca duyguları yazmakla kalmaz, yazmadan önce bedenle temas kurmayı da içerir. Yani yazı, zihinden değil, bedenden başlar.

Bedenimize Odaklanmak Bu Kadar Anlamlı?

Zorlayıcı bir durumla karşılaştığımızda, bu deneyim yalnızca düşünerek değil, aynı zamanda bedensel süreçler aracılığıyla da işlenir. Bedenimizden gelen sinyaller—kalp atışı, nefes alışverişi ya da kas gerginliği gibi—sinir sistemi tarafından sürekli algılanır ve beyin bu bilgileri bir araya getirerek içinde bulunduğumuz durumu anlamlandırmaya çalışır 11. Bu süreçte bazı tepkiler oldukça hızlı gelişir. Özellikle duygusal açıdan önemli ya da tehdit edici olabilecek uyaranlar, bilinçli farkındalık oluşmadan önce değerlendirilebilir. Bu hızlı değerlendirme mekanizmalarında amigdalanın rol oynadığı bilinmektedir 15.

Bu tür bir değerlendirme sonrasında, sinir sistemi bedeni harekete geçirebilir ve çeşitli fizyolojik değişimler ortaya çıkabilir. Kalp atışının hızlanması, nefesin değişmesi ya da kasların gerilmesi gibi tepkiler, aslında bedenin duruma verdiği doğal yanıtın bir parçasıdır. Bu nedenle çoğu zaman bir duyguyu zihinsel olarak tanımlamadan önce, o duyguya eşlik eden bedensel değişimleri fark ederiz. Ancak bu deneyimi hemen anlamlandırmak her zaman mümkün olmayabilir. Kişi bedeninde bir sıkışma ya da huzursuzluk hissederken bunun tam olarak hangi duyguyla ilişkili olduğunu o anda netleştiremeyebilir. Bu durum, bedenden gelen sinyaller ile bu sinyallerin zihinsel olarak anlamlandırılması arasındaki sürecin her zaman eş zamanlı ilerlememesinden kaynaklanır.

Aleksitimi Nedir? 12

Duyguları anlamakta zorlanmak çoğu zaman kişisel bir eksiklik gibi algılanabilir. Oysa bu durumun psikolojide tanımlanmış bir karşılığı vardır: aleksitimi, yani yaygın adıyla duygu körlüğüduygu körlüğü.

Aleksitimi, kişinin duygularını tanımlamakta, ayırt etmekte ve ifade etmekte zorlanmasıyla karakterize edilen bir durumdur. Bu kişiler çoğu zaman “ne hissettiğini bilmemek” ya da hislerini tarif edememek gibi deneyimler yaşar.

Araştırmalar, aleksitimi ile bedensel belirtiler arasında güçlü bir ilişki olduğunu göstermektedir. Duygularını tanımlamakta zorlanan bireylerde, bu duygular çoğu zaman beden üzerinden ifade edilir. Yani kişi duygusunu fark etmek yerine, bunu bir mide ağrısı, kas gerginliği ya da açıklanamayan bir yorgunluk olarak deneyimleyebilir 12; 4.

Bu açıdan bakıldığında, somatic journaling yalnızca bir yazma pratiği değil; aynı zamanda duygu körlüğü yaşayan kişiler için bir duygu tanıma ve adlandırma aracı olarak da işlev görebilir.

Kişi bedenindeki duyumu fark edip bunu kelimelere döktüğünde, aslında şu süreci başlatır:

bedensel his → duygusal anlam → bilişsel farkındalık

Bu da zamanla duygularla daha sağlıklı bir ilişki kurulmasına yardımcı olabilir.

Bedensel Farkındalıktan Duygusal Regülasyona: İnterosepsiyonun Gücü

Duygularını tanımlamakta zorlanan kişilerde, bedensel şikâyetlerin daha sık görüldüğü bilinmektedir 4. Bu noktada “interosepsiyon” kavramı önem kazanır.

İnterosepsiyon; bedenin içsel sinyallerini algılama, yorumlama ve düzenleme sürecidir. Bu süreç yalnızca sinir sistemiyle sınırlı değildir; bedenin farklı fizyolojik sistemlerinden gelen sinyallerin birlikte işlendiği bütüncül bir yapıyı ifade eder. 9.

Yani beden ve zihin, sürekli iletişim halinde olan bir sistemdir.

Bu noktada introspeksiyon (iç gözlem) devreye girer. İç gözlem, bedenden gelen bu sinyallerin fark edilmesi ve anlamlandırılması sürecidir. Somatic journaling ise tam olarak bu iki sürecin kesişiminde yer alır:

bedensel duyumu fark etmek
bu duyumu anlamlandırmak
yazıyla ifade etmek

İnteroseptif süreçlerdeki zorlanmalar; anksiyete, depresyon ve somatik semptomlarla ilişkili olabilir 9. Duygular ifade edilmediğinde, beden bu yükü taşımaya devam eder.

Somatic journaling bu döngüyü kırmaya yardımcı olabilir. Kişi bedenindeki bir duyumu fark edip isimlendirdiğinde, bu deneyim daha anlamlı ve düzenlenebilir hale gelir.

Yazmanın Psikolojimize Faydaları Neler? Yazmak Neden Bu Kadar Önemli?

Duygular hakkında yazmak sadece psikolojik değil, fiziksel düzeyde de etkiler yaratabilir. Araştırmalar, düzenli yazma pratiğinin:

stres hormonlarını dengeleyebileceğini
bağışıklık sistemini destekleyebileceğini
kan basıncını düşürebileceğini

göstermektedir 1; 7.

Bunun yanı sıra:

ruh halinde iyileşme
depresif belirtilerde azalma
daha iyi uyku

gibi uzun vadeli etkiler de gözlemlenmiştir 1; 5.

Yazma, zihindeki karmaşık deneyimleri düzenlerken aynı zamanda bedensel gerilimin de azalmasına katkı sağlayabilir. Somatic journaling ise bu etkiyi daha da derinleştirir. Çünkü yalnızca düşünceleri yazmayı değil, bedensel deneyimi yazmayı da sürece dahil eder.

Somatic Journaling (Beden Günlüğü) Rehberi 14

Somatic journaling, aslında bedeninle küçük bir “sohbet” başlatmak gibidir. Burada amaç doğru şeyleri yazmak değil; bedeninde olup biteni fark etmek ve buna alan açmaktır. Her seferinde uzun uzun yazmana da gerek yok. Bazen birkaç cümle bile yeterli olabilir.

Bu pratiği daha anlamlı hale getirmek için aşağıdaki adımlar sana rehberlik edebilir:

1. Dikkatini içeriye yönelt
Yazmaya başlamadan önce birkaç dakika durmak önemlidir. Bu kısa duraklama, zihinsel yoğunluktan bedensel farkındalığa geçişi kolaylaştırır.

2. Bedensel duyumları fark et
Şimdi bedenine yönel ve kendine şu soruyu sor:
“Şu anda bedenimde ne hissediyorum ve bunu bedenimin neresinde hissediyorum?”
Bu bir duygu olmak zorunda değildir. Bir basınç, bir sıcaklık, bir gerginlik ya da belirsiz bir his olabilir. Önemli olan, bu duyumu değiştirmeye çalışmadan fark etmektir.

3. Duyumu tanımlamaya çalış
Fark ettiğin hissi mümkün olduğunca somut şekilde yazmaya başla:
“Göğsümde sıkışma var”
“Midemde hafif bir ağırlık hissediyorum”
Bu aşamada amaç yorum yapmak değil, bedeni tarif etmektir.

4. Duyguyla bağlantı kurmayı dene
Şimdi şu soruyu sorabilirsin:
“Bu duyum bir duygu olsaydı ne olurdu?” veya ‘’Bu duyum benimle konuşsaydı bana ne söylerdi?’’
Cevap hemen gelmeyebilir. Bu tamamen normaldir. Beden farkındalığı zamanla gelişen bir beceridir.

5. Sadece zor olanı değil, rahat olanı da fark et
Beden farkındalığı sadece gerginlikleri değil, rahat hisleri de kapsar.
Kendine şunu sorabilirsin:
“Şu anda bedenimde en rahat ya da en açık hissettiğim yer neresi?”

6. Yazmaya devam et (serbest akış)
Artık yazıyı biraz daha akışına bırakabilirsin.
Düşünceler, duyumlar ve çağrışımlar birlikte gelebilir.
Burada önemli olan:
kendini sansürlememek
doğru cümle kurmaya çalışmamak
deneyimi olduğu gibi yazmak

7. Bedenindeki değişimi fark et
Yazı bittikten sonra kısa bir an dur ve bedenine tekrar bak:
gerginlik azaldı mı?
nefes değişti mi?
bir rahatlama var mı?
Bazen sadece fark etmek bile sinir sisteminin daha dengeli çalışmasına yardımcı olabilir.

Duygu Odaklı Terapi ile Duyguları Hissetmek ve Dönüştürmek

Somatic journaling, yalnızca bir farkındalık pratiği değil; aynı zamanda duygu odaklı terapi (Emotion-Focused Therapy, EFT) yaklaşımıyla da güçlü bir şekilde örtüşür.

Duygu odaklı terapiye göre duygular, bastırılması gereken değil, anlaşılması ve dönüştürülmesi gereken deneyimlerdir. Bu yaklaşım, duyguların insan davranışının merkezinde yer aldığını ve değişimin de duygular üzerinden gerçekleştiğini savunur.

EFT’de önemli bir ayrım yapılır:
birincil duygular (örneğin korku, üzüntü)
ikincil duygular (örneğin suçluluk)

Çoğu zaman insanlar yüzeydeki duygularla temas ederken, altta yatan daha temel duyguları fark etmekte zorlanır. İşte bu noktada beden önemli bir rehber haline gelir.

Araştırmalar, duyguların yalnızca bilişsel olarak değil, bedensel olarak deneyimlendiğini ve bu bedensel deneyimle temas kurmanın duygusal dönüşüm için kritik olduğunu göstermektedir 13

Somatic journaling bu süreci destekler çünkü:
kişi önce bedensel duyumu fark eder
ardından bu duyumu bir duyguya bağlar
sonrasında bunu yazıya döker

Bu süreç, duygunun yalnızca düşünülmesini değil, hissedilmesini ve işlenmesini sağlar.

Duygu odaklı terapide değişim, duyguların bastırılmasıyla değil, onlarla temas kurularak ve yeniden anlamlandırılarak gerçekleşir. Somatic journaling ise bu süreci gündelik hayata taşıyan pratik bir araç olarak düşünülebilir.

Bedenini Dinlemek Kendini Dinlemektir

Somatic journaling, aslında çok basit bir şeyi hatırlatır: Bedenin de bir dili vardır. Ve bu dil çoğu zaman zihinden daha dürüsttür. Beden günlüğü tutmak, bu dili yeniden öğrenmek gibidir.
Yavaşlamayı, fark etmeyi ve kendinle temas kurmayı öğretir. Bazen bir duyguyu anlamanın yolu onu analiz etmek değil, bedende nasıl ortaya çıktığını fark etmektir.

Kaynakça

      1. Baikie, K. A., & Wilhelm, K. (2005). Emotional and physical health benefits of expressive writing. Advances in Psychiatric Treatment, 11(5), 338–346.
      2. Greenberg, L. S. (2011). Emotion-focused therapy. American Psychological Association.
      3. Kabat-Zinn, J. (2003). Mindfulness-based interventions in context: Past, present, and future. Clinical Psychology: Science and Practice, 10(2), 144–156.
      4. Kang, Y., et al. (2025). Emotional awareness deficits and somatic symptoms. BMC Psychology.
      5. Niles, A. N., et al. (2013). Expressive writing and psychological health. Journal of Experimental Psychology: General, 142(3), 737–752.
      6. Pennebaker, J. W. (1997). Writing about emotional experiences as a therapeutic process. Psychological Science, 8(3), 162–166.
      7. Pennebaker, J. W., & Beall, S. K. (1986). Confronting a traumatic event: Toward an understanding of inhibition and disease. Journal of Abnormal Psychology, 95(3), 274–281.
      8. Tsur, N., Berkovitz, N., & Ginzburg, K. (2015). Body awareness, emotional clarity, and authentic behavior. Journal of Happiness Studies, 17, 1451–1463.
      9. Nicholson, W. C., Sapp, M., Karas, E. M., Duva, I. M., & Grabbe, L. (2025). The body can balance the score: Using a somatic self-care intervention to support well-being and promote healing. Healthcare, 13(11), 1258.
      10. Craig, A. D. (2002). How do you feel? Interoception: The sense of the physiological condition of the body. Nature Reviews Neuroscience, 3(8), 655–666. https://doi.org/10.1038/nrn894
      11. Chen, W. G., Schloesser, D., Arensdorf, A. M., Simmons, J. M., Cui, C., Valentino, R., Gnadt, J. W., Nielsen, L., St Hillaire-Clarke, C., Spruance, V., Horowitz, T. S., Vallejo, Y. F., & Langevin, H. M. (2021). The emerging science of interoception: Sensing, integrating, interpreting, and regulating signals within the self. Trends in Neurosciences, 44(1), 3–16. https://doi.org/10.1016/j.tins.2020.10.007
      12. Taylor, G. J., Bagby, R. M., & Parker, J. D. A. (1997). Disorders of affect regulation: Alexithymia in medical and psychiatric illness. Cambridge University Press.
      13. Greenberg, L. S., & Watson, J. C. (2006). Emotion-focused therapy for depression. American Psychological Association.
      14. Mehling, W. E., Price, C., Daubenmier, J. J., Acree, M., Bartmess, E., & Stewart, A. (2012). The multidimensional assessment of interoceptive awareness (MAIA). PLOS ONE, 7(11), e48230. https://doi.org/10.1371/journal.pone.0048230
      15. LeDoux, J. (2000). Emotion circuits in the brain. Annual Review of Neuroscience, 23, 155–184. https://doi.org/10.1146/annurev.neuro.23.1.155
*Sitemizde bulunan yazılar tıbbi tavsiye içermez ve yalnızca farkındalık yaratmak amaçlıdır. Yazılardan yola çıkarak bir hastalık tanısı konulamaz. Hastalık tanısını yalnızca psikiyatri hekimleri koyabilir.

Daha iyi hissetmeye bugün başlayın

Hiwell altyapısıyla 1 milyonu aşkın kullanıcı psikolojik destek yolculuğuna güvenli bir adım attı! Siz de size en uygun uzman ile şimdi ücretsiz ön görüşme yaparak tanışın.

Başlayın