Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT) Nedir?

Daha iyi hissetmeye bugün başlayın

Siz de 500 bin mutlu danışanımız gibi hayatınızın kontrolünü elinize alın.

Kabul ve kararlılık terapisi (ACT), olumsuz düşünceler, duygular, semptomlar veya koşullarla başa çıkmanın bir yolu olarak kabullenmeyi vurgulayan bir psikoterapi türüdür. Bu ekolde çalışan terapistler, artan kabullenmenin artan psikolojik esnekliğe yol açabileceğini öne süren bir teori üstüne çalışırlar.

Günümüzde popülerleşen “affetme” içerikleri iyileşme süreci tekniğinin kabul ve kararlılık terapisi ile bir bağlantısı yoktur. Kabullenme, içerisinde mutlaka affetmek barınmaz. İnsanların yaşadığı yoğun ve ciddi travmalar her zaman affedilecek bir öteki barındırmayabilir veya barındırsa dahi affedilebilecek bir durum yaşanmamış olabilir.

Kabul ve Kararlılık Terapisinin Tarihçesi

Kabul ve Kararlılık Terapisini üçüncü dalga davranışçı terapi olarak adlandırdığımız bir gruba dahil ediyoruz. Söz konusu bu üçüncü dalga yaklaşımların ana temasını içsel deneyimlere dair farkındalık ve bu farkındalık ile birlikte kabul süreci oluşturmaktadır.

Üçüncü dalga yaklaşımlarda içsel yaşantıların getirdiği bilişleri değiştirmek yerine kabul etme vurgulanmaktadır. Bu yaklaşımlar, psikolojik bir problem yaşandığında davranışı hemen patolojik olarak etiketlemek yerine bireyin güçlenmesine ve davranış repertuarının zenginleştirilmesine odaklanmaktadır1.

Kabul ve Adanmışlık Terapisi, radikal davranışçı ekolden gelen, bilimsel verilerle etkililiği kanıtlanmış, felsefesini dil ve biliş arasındaki ilişki üzerine temellendiren (İlişkisel Çerçeve Kuramı-RFT) şimdiki ana odaklı, farkındalık temelli bir yaklaşımdır2.

Kabul ve Kararlılık Terapisi dilin önemine vurgu yapmaktadır. Dil algımızı ve çerçevelerimizi düzenleyen en önemli etken olarak görülmüştür. Dil aracılığıyla deneyimlenen içsel yaşantılara hoşa giden veya gitmeyen işlevler eklenebilir, bu yaşantılarla ilgili birtakım kurallar geliştirilebilir: “Kaygı kötüdür.”, “Kaygı kurtulunması gereken bir duygudur.” vb.

Bu bağlamda bakıldığında kişiler hoşlarına giden duyguların peşinden koşarken, gitmeyenlerden kurtulmaya çalışır3. KKT, diğer davranışçı kuramın aksine davranışı, düşünceyi veya duyguyu değiştirmeyi değil yaklaşımı değiştirmeyi tercih eder.

Kabul ve Kararlılık Terapisinin işleyişini daha iyi anlayabilmek için örnek bir senaryo çizelim:

Ali, iş yerinde oldukça stres yaşayan ve sosyal ilişkilerinde sorunlar yaşayan biri olsun. Özellikle iş yerindeki taleplerle başa çıkarken sürekli endişe ve stres hissetmekte, aynı zamanda insanlarla etkileşimde bulunmaktan kaçınma eğilimindedir. Çünkü eleştirilere karşı hassas hissetmektedir.

terapide sorunlar üzerine konuşmak senaryosu görseli

Kabul ve Kararlılık Terapisi ekolünü benimseyen bir terapist ilk olarak Ali’nin duygusal kaçınma eğilimlerini ve bu kaçınmanın onun yaşam değerleri ile çatıştığını keşfetmeye odaklanır. Duygusal olarak zorlayıcı durumlarla yüzleşmek yerine bunlardan kaçınma eğiliminin uzun vadede nasıl daha fazla stres ve memnuniyetsizliğe yol açabileceğini açıklar. Kabul ve Kararlılık Terapisinin bir parçası olarak, Ali'ye duygusal deneyimlerini kabul etmeyi, onlarla daha esnek bir şekilde başa çıkmayı ve değerlerine uygun olarak hareket etmeyi öğrenmesi için pratik yapma fırsatları sunulur. Bu süreçte, Ali, endişe ve stresle yüzleşirken bunlara direnmeden kabul etmeyi öğrenir ve değerlerine uygun olarak hareket etmeye odaklanır.

Kabul ve Kararlılık Terapisindeki Temel Kavramlar

Psikolojik Esneklik

Psikolojik esneklik, kişinin duygusal deneyimlere, düşüncelere ve zorlayıcı durumlara açık bir şekilde yaklaşabilme, bu deneyimlere direnmeme ve yaşam değerlerine uygun olarak hareket edebilme kapasitesini ifade eder. Kişinin yaşamındaki zorluklarla başa çıkma yeteneği ve değişen koşullara uyum sağlama yeteneği olarak tanımlanabilir.

Psikolojik esneklik, 5 sürece bağlıdır:

1.An’da Olmak

Zihinsel olarak geçmişte veya gelecekte değil, şu anda olmaya odaklanma yeteneği olarak tanımlanabilir. Popüler kültüre yerleşmiş tanımıyla bildiğimiz düşünmeden yaşamak, sadece anın ve zevklerin peşinde olmak, dürtüselliğin fazlaca olması gibi tanımlar anda olmak değildir. Bilinçli farkındalık olarak da adlandırdığımız anda olmak, şimdiki zamanda yaşarken geçmiş sorunlarının veya gelecek kaygılarının şimdiki zamanı sabote etmesini önlemek demektir.

2. Kabul

Bu süreç Kabul ve Kararlılık Terapisinin en temel sürecidir. Kabul, kişinin kendisine acı veren duygulara, yaşantılara, anılara ve dürtülere zihninde bir alan oluşturması ve oluşturduğu alanda bütün bunlara bir hareket alanı sağlayarak onlarla mücadele etmeden orada bulunmalarını sağlamaktır4.

Rahatsız edici düşünceler, duygular ve fiziksel duyumlarla yüzleşme ve onları reddetmeme yeteneği olarak da bakabiliriz. Bu tanımlar rahatsız edici veya acı verici durumların istendiği ya da başa geldiğinde hayatımızı durma noktasına getirip bu acıyla sonsuza kadar yaşamak anlamına gelmez. Değerlerimize uygun bir şekilde yaşanan deneyimi kabul etmek, yaşandığını inkar etmemek ve bu duruma uygun başa çıkma stratejileri geliştirmek önemlidir.

3. Ayrışma

Ayrışma aslında günlük hayatta oldukça çok karşılaştığımız bir durumdur. Hepimizin bir dizi veya film izlerken, kitap okurken karakterin yaşadığı üzücü ya da talihsiz deneyimleri hissedip, mutsuzluk duyarken aklımıza kendi yaşadığımız benzer yaşantılar gelir ve geçmişte yaşadığımız bu olayların olumsuz hislerine tekrar maruz kalabiliriz. Böyle bir durumun özellikle dil yetisi ile bağlantılı olduğu düşünülmektedir.

kabul ve kararlılık el metaforu görseli

Herhangi bir fiziksel acı olmasa da o acıya dair herhangi bir düşünce bireyin canını yakabilmektedir. Ayrışma, bireyin zihnindeki düşüncelerle daha az özdeşleşmesini ifade eder. Yani, birey düşüncelerini gerçeklermiş gibi algılamaktan ziyade, onlara daha objektif bir bakış açısıyla yaklaşmaya çalışır. Ayrışma, kişinin düşünceleriyle arasına bir mesafe koymasını ve bu düşüncelerin kendisini belirlemesine izin vermemesini hedefler.

Bu noktada Kabul ve Kararlılık terapisinde metaforlaştırma önemlidir. “Eller Metaforu” en sık kullanılan tekniktir5. Bu teknikte danışandan, ellerinde olumsuz yaşam deneyimlerinin olduğunu varsayması ve avuç içeri açık şekilde ellerini yüzüne yaklaştırması istenir. Bu pozisyonda etrafına bakması ve görebildiği şeyleri söylemesi beklenir. Görüş açısının kısıtlanması sebebiyle danışan fazla bir şey görmez ve terapist danışana bu yaşadığı durumu bütün hayatı için düşünmesini ve uyarlamasını ister. Daha sonrasında danışandan ellerini yüzünden uzaklaştırmasını ve görebildiği şeyleri tekrar söylemesini ister. Görüş açısı açılan danışan görebildiği şeyleri sayar ve aynı şekilde bu durumu danışanın bütün hayatına uyarlaması istenir. Bu teknikte amaç, olumsuz duygu ve düşüncelere bağlı kalan danışanların etrafındaki güzellikleri ve farka değer şeyleri nasıl kaçırdığı, bu yüzden olumsuz duygularla arasına mesafe koyması gerektiği açıklanır.

4. Bağlamsal Benlik

İnsan, yaşantılarını duyu organları vasıtasıyla algıladığı fiziksel bir benliğe; düşünme, hatırlama, yargılama gibi zihinsel yetiler aracılığıyla algıladığı düşünsel bir benliğe ve bu iki benliği izleyen bir gözlemleyen (bağlamsal) benliğe sahiptir6. Bu benlik, bireyin kimliğini, düşüncelerini ve duygularını geniş bir bağlam içinde anlamasını vurgular. Bu bağlam, bireyin yaşamındaki genel deneyimleri, değerleri, hedefleri ve ilişkileri içerir.

Bireyin kendini sadece belirli bir durumda değil, genel yaşam çerçevesinde değerlendirmesine odaklanır. Bağlamsal benlik, kişinin içsel deneyimlerini daha büyük bir perspektiften ele almasını sağlar. Bağlamsal benlik bir tünele benzetilebilir. Bu tünel gün boyu birçok farklı taşıtın ve yayanın geçişine şahit olur, değişmeyen şey tünelin orda oluşudur. Aynı burada olduğu gibi, insan da başından türlü türlü olaylar geçse de bir tünel gibi benliği olduğu yerde durmaktadır. Benliğini yaşadığı olaylarla bir bütün olarak değerlendirmemelidir.

5. Değerler

Değerler, kişinin hayatta ne yapmak, neyi temsil etmek ve nasıl biri olmak istediğini ve bu doğrultuda nasıl davranmak istediğini ifade etmektedir7. Değerler, bireyin gerçekleştirmek istediği uzun vadeli amaçları ve yaşamındaki öncelikleri belirlemesine yardımcı olur. Bu terapi yaklaşımında, değerlere bağlı kalmak ve onlara uygun davranışları seçmek, bireyin yaşamındaki anlamı ve tatmini artırabilir.

Değerlere dayalı eylemler, bireyin içsel deneyimleriyle daha etkili bir şekilde başa çıkmasına ve duygusal esnekliği geliştirmesine katkıda bulunabilir. Kabul ve Kararlılık Terapisi, bireylere duygusal acılarıyla yüzleşirken, bu değerlere dayalı yaşam amaçlarına bağlı kalmayı öğretir. Terapist, bireyin değerlerini anlamasına yardımcı olur ve bu değerlere yönelik taahhütlerini güçlendirmeye çalışır. Bu süreç, bireyin içsel deneyimlerine karşı daha açık ve kabul edici bir tutum geliştirmesine ve bu deneyimlere rağmen değer temelli eylemlerini sürdürmesine yardımcı olabilir.

Kabul ve Kararlılık Terapisinde Sıkça Kullanılan Teknikler

Bu terapi yaklaşımında, temel kavramlar bölümünde üzerinde sıkça durduğumuz “metaforlaştırma” oldukça sık kullanılan tekniklerden biridir. Yaşanan olumsuz deneyimleri hikayeleştirerek farklı bir bakış açısı sunmak danışana olayları daha objektif değerlendirmesi konusunda yardımcı olabilir. Bu teknikte terapistin her danışana uygun farklı metaforlar kullanması ve metaforların konuşulan durumla bağlantılı olması beklenir. Diğer bir teknik dil kullanımını değiştirmeye yöneliktir.

Kabul ve Kararlılık Terapisi, esinlendiği İlişkisel Çerçeve Kuramı sebebiyle dil kullanımına oldukça önem vermekte ve dilin insan hayatını büyük ölçüde değiştirebileceğini savunur. Danışanın kendini yargıladığı veya olumsuz davranışlarını kendi benliğiyle birlikte değerlendirdiği dil kullanımlarında, örneğin “Ben her şeyi yanlış yapan biriyim.”, buraların düzeltilmesinde yol gösterici rol oynar.

Bilişsel Davranışçı Terapi ve Kabul ve Kararlılık Terapisinin Farkları

Bu iki terapi aynı yaklaşımdan gelse de birbirlerinden farklılaşan birçok noktası vardır. Temel farklarını başlıklar şekilde inceleyebiliriz.

1. Temel Felsefe ve Hedefler:

BDT, bireyin düşünce kalıplarını tanımlayarak ve değiştirerek duygusal ve davranışsal sorunlarını çözmeyi amaçlar. Bireyin negatif düşünce kalıplarını fark etmesini, bunları sorgulamasını ve daha sağlıklı, olumlu düşünce kalıplarıyla değiştirmesini hedefler.

KKT, bireyin içsel deneyimleriyle kabul edici bir ilişki kurmasını, duygusal acılarına direnç göstermeyi bırakmasını ve değer temelli bir yaşam sürmesini teşvik eder. Duygusal rahatlama üzerine odaklanmak yerine, bireyin anlamlı bir yaşam sürmesini destekler.

2. Kabul ve Direniş:

BDT, olumsuz düşüncelerin sorgulanması ve değiştirilmesi üzerine odaklanır. Direnişin, duygusal rahatlama için engel olduğunu düşünür ve bu direnişi kırmak amacıyla çalışır.

KKT, duygusal deneyimlere direnç göstermeyi bırakmayı ve bunları kabul etmeyi vurgular. Duygusal acının kaçınılmaz bir parça olduğunu kabul eder ve buna rağmen değer temelli eylemleri sürdürmeye odaklanır.

3. Dil Kullanımı ve Zihinsel Süreçler:

BDT, bireyin dil kullanımını ve düşünsel süreçlerini vurgular. Terapist, bireyin düşünce kalıplarını tanımlamasına, sorgulamasına ve değiştirmesine yardımcı olur.

KKT, dilin etkilerini kabul eder ancak bireyin zihinsel içeriklerine odaklanmak yerine, bu içeriklere daha az takılmasını ve zihinsel süreçlere daha az direnç göstermesini önerir.

4. Değerler ve Yaşam Amaçları:

BDT, genellikle değerlere ve yaşam amacına odaklanmaz. Daha çok, bireyin mevcut sorunlarına odaklanarak belirli semptomları hafifletmeyi amaçlar.

KKT, bireyin değerlerini belirlemesini, bu değerlere bağlı kalarak yaşam amaçlarına yönelik taahhütlerde bulunmasını teşvik eder. Terapi, anlam ve tatminin, semptomların hafifletilmesi üzerinde öncelikli olduğunu savunur.

Bu farklar, BDT ve KKT'nin temel felsefeleri ve hedefleri arasındaki ayrımları özetler. Her iki terapi de farklı yaklaşımları benimsemesine rağmen, bireylere duygusal sıkıntılarına etkili bir şekilde başa çıkma becerileri kazandırmayı amaçlar.

Sonuç olarak, Kabul ve Kararlılık Terapisi (KKT), bireylerin duygusal zorluklarını anlamaları, kabul etmeleri ve değer temelli bir yaşam sürmeleri konusunda güçlü bir terapi aracıdır. Bu yaklaşım, duygusal acının kaçınılmaz bir gerçek olduğunu kabul ederken, bireylerin bu acıyla daha esnek bir şekilde başa çıkmasını ve yaşamlarında anlamlı değişimleri gerçekleştirmesini teşvik eder.

KKT, bireylerin kendi içsel deneyimleriyle sağlıklı bir ilişki kurmalarını, değerlerine uygun eylemleri seçmelerini ve tatmin edici bir yaşam sürmelerini destekleyen bir yol haritası sunar. Bu terapi, bireylerin yaşam kalitesini artırma ve daha sağlıklı bir psikolojik esneklik geliştirme potansiyeli taşıyan güçlü bir terapi yöntemidir.

Kaynakça

  1. Hayes, S. C., ve Strosahl, K. D. (Ed.). (2004). A practical guide to acceptance and commitment therapy. Berlin: Springer Science & Business Media.
  2. Hayes, S.C., Strosahl, K. ve Wilson K. G. (1999) Acceptance and commitment therapy:An experiential approach to behavior change. New York: Guilford.
  3. Kul, A. ve Türk, F. (2020). Kabul ve adanmışlık terapisi (act) üzerine bir derleme çalışması. OPUS–Uluslararası Toplum Araştırmaları Dergisi, 16(Özel Sayı), 3773-3805, DOI: 10.26466/opus.741907
  4. Kul, A. ve Türk, F. (2020). Kabul ve adanmışlık terapisi (act) üzerine bir derleme çalışması. OPUS–Uluslararası Toplum Araştırmaları Dergisi, 16(Özel Sayı), 3773-3805, DOI: 10.26466/opus.741907
  5. Harris, R. (2016). Kabul ve kararlılık terapisi. ACT’i kolay öğrenmek: ilkeler ve ötesi için hızlı bir başlangıç. H T. Karatepe ve K. Fatih Yavuz (Çev. Ed.). İstanbul: Litera Yayıncılık
  6. Harris, R. (2016). Kabul ve kararlılık terapisi. ACT’i kolay öğrenmek: ilkeler ve ötesi için hızlı bir başlangıç. H T. Karatepe ve K. Fatih Yavuz (Çev. Ed.). İstanbul: Litera Yayıncılık
  7. Hayes, S.C., Strosahl, K. ve Wilson K. G. (1999) Acceptance and commitment therapy: An experiential approach to behavior change. New York: Guilford.
*Sitemizde bulunan yazılar tıbbi tavsiye içermez ve yalnızca farkındalık yaratmak amaçlıdır. Yazılardan yola çıkarak bir hastalık tanısı konulamaz. Hastalık tanısını yalnızca psikiyatri hekimleri koyabilir.