Daha iyi hissetmeye bugün başlayın
Hiwell altyapısıyla 1 milyonu aşkın kullanıcı psikolojik destek yolculuğuna güvenli bir adım attı! Siz de size en uygun uzman ile şimdi ücretsiz ön görüşme yaparak tanışın.
BaşlayınMaruz Bırakma Terapisi Nedir?
Kaygı hissettiğimizde içgüdüsel olarak yaptığımız ilk şey genellikle kaçmaktır.Kalbimiz hızlandığında ortamdan uzaklaşırız, korkutucu bir düşünce geldiğinde onu bastırmaya çalışırız, ya da kaygı yaratabilecek durumlardan tamamen kaçınırız. Kısa vadede bu strateji işe yarıyor gibi görünür; kaygı azalır ve rahatlarız. Ancak uzun vadede, bu kaçınma davranışı kaygıyı daha da güçlendirebilir.
Maruz Bırakma Terapisi tam da bu noktada devreye girer. Bu terapi yaklaşımı, kaygıdan kaçmak yerine onunla güvenli, kontrollü ve planlı bir şekilde yüzleşmeyi önerir. İlk başta kulağa zorlayıcı gelse de, Maruz Bırakma Terapisi kaygı bozuklukları için en etkili yöntemlerden biridir.
Maruz Bırakma Terapisinde amaç kişiyi korkusuyla baş başa bırakmak değildir. Aksine, kişinin kaygı yaratan durumlarla adım adım karşılaşarak, bu deneyimlere dayanabildiğini ve sandığı felaketlerin çoğu zaman gerçekleşmediğini fark etmesini sağlamaktır.
Maruz Bırakma Terapisi Ne İşe Yarar?
Bu metod, kişinin korktuğu şeyle yüzleşmesini sağlayarak kaygının nasıl çalıştığını kişiye yaşatarak gösterir. Buradaki temel hedef, kaygıyı tamamen ortadan kaldırmak değil; kaygı ortaya çıktığında onunla başa çıkabilme becerisini geliştirmektir. Örneğin, sosyal kaygısı olan bir kişi, topluluk içinde konuşursa rezil olacağı düşüncesiyle sosyal ortamlardan kaçınabilir. Maruz bırakma sürecinde bu kişi, küçük ve yönetilebilir adımlarla sosyal etkileşimlere sokulur. Zamanla, kaygının yükselse bile kendi kendine düştüğünü, bu süreci yönetebildiğini, ve korkulan sonuçların gerçekleşmediğini gözlemler. Bu deneyim sayesinde yaşadığı kaygının son derecede rahatsız edici olmasına rağmen dayanılabilir ve yönetilebilir olduğunu fark etmiş olur.
Maruz bırakma terapisinin kökleri davranışçı psikolojinin temel ilkelerine dayanmaktadır. Korkuların çoğu zaman öğrenilmiş tepkiler olduğu ve öğrenilen her şeyin yeniden öğrenilebileceği fikri bu yaklaşımı şekillendirir1. Günümüzde maruz bırakma, yalnızca kişi için durumu yaşanılır kılmayı sağlamaz, aynı zamanda kişinin neyi bir tehdit olarak gördüğünü de değiştirir. Kişi, korkulan durumlarda kaldığında hala hayatta kalabildiğini, buna dayanabildiğini, beklediği gibi felaketler olmadığını görerek daha sakin, rahat, stressiz olabilmeye başlar. Bu sebeplerle, Maruz Bırakma terapisi sosyal kaygı, panik bozukluk, veya obsesif kompulsif bozukluk gibi birçok bozuklukta sıkça başvurulan bir terapi yöntemidir.
Kaygının İşlevi Nedir? Kaygı ve Kaçınma Davranışı
Kaygı çoğu zaman bir sebebi olmadan veya kontrol edilemeyecek şekilde ortaya çıkıyormuş gibi gelir. Oysa dikkatlice incelendiğinde kaygının nasıl başladığı ve sürdüğü daha iyi anlaşılabilir.
Kaygının temelinde yatan süreçlerden birisi kaçınmaktır. Kaygı rahatsız edicidir ve insan zihni doğal olarak bu rahatsızlıktan kurtulmak ister.
Bir sunum yapmak veya yeni insanlarla tanışmak gibi kaygı yaratan bir durumla karşılaştığımızda kaçınma bize bir çıkış yolu sağlar. Sunumu iptal ederiz, ortamdan çıkarız ya da bu düşünceyi düşünmememiz gerektiğini düşünerek zihnimizi başka yöne yönlendiririz. Bunun sonucunda kaygı azalır ve zihnimize kaçınmanın işe yaradığı mesajını veririz. Sorun ise tam olarak burada başlar.Çünkü kısa vadeli rahatlama için kaçınmaya başvuran kişi uzun vadede kaçınmanın bir alışkanlık ve sıkça başvurulan bir yöntem olmasına yol açar. Kişi karşısındaki durumun gerçekte ne kadar tehdit edici olduğunu kavrayamadan hep kaçınmaya başvurduğundan tehlikenin seviyesini kavrayamaz ve kendisini geliştirme şansı bulamaz. Bu sebeple, ileride benzer bir durumda kişi daha fazla ve yoğun kaygı yaşar. Böylece kaçınma ve kaygı birbirini besleyen bir kısır döngü yaratırlar. Bu döngü zamanla kişinin yaşam alanını daraltır. Önce bazı durumlardan, sonra bazı yerlerden, en sonunda ise hayatın kendisinden kaçınmaya başlayabilir2.
Maruz Bırakma Terapisinin Faydası
Maruz Bırakma Terapisi ile bu kaçınma döngüsünü terse çevirebilir. Kişi, kaygı yaratan durumla kaçmadan karşılaştığında şunu fark edecektir: önce kaygı fazlasıyla artar, ve kişi buna dayandığında ve kaçınmadığında, kendiliğinden azalmaya başlar. Kişi bu süreci tekrarladıkça zihninde kaygının artıp azalan ve dayanılabilen bir şey olduğunu fark eder.
Maruz bırakma terapisi esnasında amaç kaygıyı bastırmak ya da hızla azaltmak değildir. Aksine kaygının var olmasına ve olduğu gibi deneyimlenmesine izin verilir. Bu kişinin kaygı verici durumlar karşısındaki tepkisinin düzenlenmesine ve rahatlamasına alan tanır. Zamanla kişi benzer durumlarda bu denli büyük kaygılar yaşamaz ve kaygı problemi rahatlamaya başlar. Kısacası, kaygıdan kaçmak değil, onunla kalabilmek iyileştiricidir. Bu öğrenme bir kez yerleştiğinde, kaygı kişinin hayatının merkezinde olmaktan uzaklaşır4.
Maruz Bırakma Terapisi ve Özellikleri
Maruz Bırakma Terapisi denildiğinde akla bazen bir anda en korkulan şeyle yüzleşmek gelebilir. Oysa bu yaklaşım, sanılanın aksine son derece planlı, yapılandırılmış ve kişinin sınırlarını gözeten bir süreçtir. Terapinin etkili olmasını sağlayan şey de tam olarak bu özellikleridir.
Maruz Bırakma Terapisinin en ayırt edici özelliklerinden biri, sürecin kademeli ilerlemesidir. Terapinin başında bir korku hiyerarşisi oluşturulur ve kişinin kaygı yaratan durumları en az zorlayıcıdan en zorlayıcıya doğru sıralaması istenir. Örneğin sosyal kaygısı olan biri için birine kısa bir mesaj atmak, küçük bir grupta konuşmak, veya kalabalık bir ortamda söz almak gibi durumların hepsi aynı düzeyde zorlayıcı değildir. Maruz bırakma terapisi, kişiyi en tepe noktaya zorlamak yerine, tolere edilebilir adımlarla ilerler. Bu sayede kişi hem kendini daha güvende hisseder hem de her adımda küçük başarılar edinerek kendisine ve korkusunu yenebileceğine olan güveni güçlenir3.
Terapinin Sağladığı Güvenli Ortam
Maruz Bırakma Terapisinin bir diğer önemli özelliği, öğrenmenin gerçek deneyim üzerinden gerçekleşmesidir. Kaygı, çoğu zaman düşüncelerle değil, deneyimle hafifleyebilir. Bir şey olmayacak gibi cümleler çoğu zaman yeterli değildir. Bu noktada terapist eşliğinde yürütülen süreç büyük önem taşır. Terapist, maruz kalınan durumun dozunu ayarlamaya, kişinin güvenliğini sağlamaya ve süreci anlamlandırmaya yardımcı olur. Böylece maruz bırakma, travmatize edici değil dönüştürücü bir deneyime dönüşür. Kişi, endişe seviyesi yükseldiğinde yalnız olmadığını, bu sürecin kontrol altında olduğunu ve duygularının geçici olduğunu fark eder. Bu da öğrenmenin kalıcılığını artırır.
Kaygı İle Kalabilme Becerisi Kazanmak
Maruz Bırakma Terapisinin belki de en yanlış anlaşılan yönü, amacının kaygıyı hemen azaltmak olduğu düşüncesidir. Oysa bu terapide asıl hedef, kaygıyı ortadan kaldırmak değil; kaygıyla kalabilme becerisini geliştirmektir. Kişi, kaygı hissettiğinde bunun dayanılmaz olmadığını, bedensel ve zihinsel belirtilerin gelip geçici olduğunu öğrenir. Bu farkındalık yerleştikçe kaygı zaten kendiliğinden azalmaya başlar. Bu açıdan maruz bırakma terapisi, kaygısız bir hayat vaat etmez, kaygı tarafından yönetilmeyen bir hayat sağlar.
Kaygı İle Yaşamayı Öğrenmek
Kaygı, hayatın doğal bir parçasıdır ve tamamen ortadan kaldırmak mümkün değildir. Ancak onun bizi yönetmesine izin vermek de şart değildir. Maruz Bırakma Terapisi, bu noktada devreye girerek kaygıyı düşman olarak görmek yerine, onunla yüzleşmeyi ve ondan ders çıkarmayı sağlar.
Bu terapi yöntemi, korkunun üzerine gitmek ya da hemen kaygıyı yok etmekle ilgili değildir. Aksine, kaygının geçici ve yönetilebilir olduğunun anlaşılması üzerine kuruludur. Kişi, adım adım korktuğu durumlarla yüzleşir, bedensel ve zihinsel tepkilerini gözlemler ve zamanla bu deneyimlerin onu kontrol etmediğini görür. Bu süreç yalnızca endişe düzeyini düşürmekle kalmaz, kişinin özgüvenini artırır, yaşam alanını genişletir ve hayatı daha anlamlı bir şekilde deneyimlemesini sağlar.
Özetle, Maruz Bırakma Terapisi cesaret gerektiren ama aynı zamanda özgürleştirici bir yolculuktur. Kaygıdan kaçmak yerine onunla kalmayı öğrenmek, bireyi özgürleştirir ve hayat kalitesini artırır. Böylece kişi adım adım kendisini kısıtlayan kaygıdan uzaklaşarak hayatını daha dolu dolu yaşayabilir.
Endişe seviyenizi ölçen Kaygı Testi ile kendinizi test edin!
Kaynakça
- Hamlett, G. E., Foa, E. B., & Brown, L. A. (2023). Exposure Therapy and Its Mechanisms. Current topics in behavioral neurosciences, 64, 273–288. https://doi.org/10.1007/7854_2023_428
- Hofmann, S. G., & Hay, A. C. (2018). Rethinking avoidance: Toward a balanced approach to avoidance in treating anxiety disorders. Journal of anxiety disorders, 55, 14–21. https://doi.org/10.1016/j.janxdis.2018.03.004
- Katerelos, M., Hawley, L. L., Antony, M. M., & McCabe, R. E. (2008). The exposure hierarchy as a measure of progress and efficacy in the treatment of social anxiety disorder. Behavior modification, 32(4), 504–518. https://doi.org/10.1177/0145445507309302
- Knowles, K. A., & Olatunji, B. O. (2019). Enhancing Inhibitory Learning: The Utility of Variability in Exposure. Cognitive and behavioral practice, 26(1), 186–200. https://doi.org/10.1016/ j.cbpra.2017.12.001