Daha iyi hissetmeye bugün başlayın
Hiwell altyapısıyla 1 milyonu aşkın kullanıcı psikolojik destek yolculuğuna güvenli bir adım attı! Siz de size en uygun uzman ile şimdi ücretsiz ön görüşme yaparak tanışın.
Başlayın- Tükenmişlik Nedir? Dijitalleşme İle Değişen Tükenmişlik Kavramı
- Günlük Hayatta Dijital Tükenmişlik
- Dijital Tükenmişliğin Nedenleri Ve Temel Bileşenleri
- Günlük Hayatta Dijital Tükenmişlik Belirtileri
- Dijital Ortamda Sınır Koyamamak: Sürekli Ulaşılabilir Olma Baskısı
- Dijital Kültür Ve Toplumsal Beklentiler Dijital Tükenmişliği Nasıl Artırıyor?
- Dijital Tükenmişliğin Psikolojik, Bilişsel Ve Bedensel Etkileri
- Dijital Tükenmişliğin Beyin Ve Nörobilişsel Süreçler Üzerindeki Etkisi
- Dijital Tükenmişlik Benlik Algısını Nasıl Etkiler?
- Bende Dijital Tükenmişlik Var mı? Belirtiler Ve Kendini Değerlendirme
- Dijital Tükenmişlik Nasıl Önlenir? Etkili Başa Çıkma Yöntemleri
- Dijital Kültür, Toplumsal Baskılar Ve Dijital Tükenmişlik
- Dijital Detoks Nedir? Dijital Tükenmişlikte Yanlış Ve Doğru Yaklaşımlar
- Dijital Tükenmişlik Klinik Açıdan Nasıl Değerlendirilir?
- Dijital Tükenmişlik Bir Uyarı Sinyali midir? Ne Zaman Ciddiye Alınmalı?
Teknolojinin insan hayatını ne ölçüde kapsadığını hiç düşündünüz mü? Sabah uyanır uyanmaz telefona uzanmak, gün içinde sayısız bildirimle bölünmek ve iş ile özel yaşam arasındaki sınırların giderek belirsizleşmesi, günümüz insanı için neredeyse olağan bir deneyim hâline gelmiş durumda. Türkiye’de bireylerin yaklaşık %98’inin akıllı telefona sahip olduğu ve bu kişilerin %96’sının internete erişiminin bulunduğu bilinmektedir1 Bu veriler, dijital teknolojilerin artık yalnızca yaşamı kolaylaştıran araçlar olmaktan çıkıp, gündelik hayatın merkezine yerleştiğini açıkça ortaya koymaktadır.
Ancak bu yoğun dijital temasın, zihinsel ve duygusal dünyamız üzerindeki etkileri çoğu zaman yeterince sorgulanmamaktadır. Günlük yaşamın neredeyse her alanına nüfuz eden bu sürekli çevrimiçi olma hâlinin, bireylerin psikolojik iyi oluşunu nasıl etkilediği sorusu son yıllarda giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Bu bağlamda karşımıza çıkan temel kavramlardan biri dijital tükenmişliktir.
Tükenmişlik Nedir? Dijitalleşme İle Değişen Tükenmişlik Kavramı
Tükenmişlik kavramı ilk kez 1974 yılında Herbert Freudenberger tarafından tanımlanmış, daha sonra Christina Maslach’ın çalışmalarıyla kuramsal bir çerçeveye oturtulmuştur. Klasik anlamda tükenmişlik; uzun süreli iş stresi, yoğun sorumluluklar ve duygusal yüklenme sonucunda bireyin fiziksel, zihinsel ve duygusal kaynaklarının tükenmesiyle ortaya çıkan bir durum olarak ele alınır234. Bu kavram uzun yıllar boyunca daha çok iş yaşamı bağlamında değerlendirilmiştir.
Ancak teknolojinin hızla gelişmesi ve yaşamın dijitalleşmesiyle birlikte, tükenmişliğin sınırları da genişlemiştir. Günümüzde stres yalnızca ofis ortamında yaşanmamakta; e-postalar, çevrimiçi toplantılar, mesajlaşma uygulamaları ve sürekli erişilebilir olma beklentisi aracılığıyla bireyin tüm yaşam alanlarına yayılmaktadır. Bu dönüşüm, literatürde dijital tükenmişlik kavramının ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır.
Günlük Hayatta Dijital Tükenmişlik
Dijital tükenmişlik, klasik tükenmişlikten farklı olarak yalnızca iş yüküyle değil, ekranlar ve çevrimiçi platformlar aracılığıyla sürekli uyarılma hâliyle ilişkilidir. Dünya Sağlık Örgütü’nün ICD-11 sınıflandırmasına göre tükenmişlik bir ruhsal hastalık değil, iş bağlamında ortaya çıkan bir olgudur5. Dijital tükenmişlik ise bu olgunun dijital yaşamla iç içe geçerek bireyin yalnızca iş yaşamını değil, sosyal ilişkilerini, dinlenme süreçlerini ve benlik algısını da etkileyen daha geniş bir yapıya bürünmüş hâlidir.
Bu nedenle dijital tükenmişlik, teknolojinin varlığından ziyade, teknolojinin sınırları kaybolmuş kullanım biçimiyle ilişkilidir. Sürekli bağlantıda olma hâli, bireyin zihinsel olarak hiçbir zaman tam anlamıyla “kapanamamasına” neden olur.
Dijital Tükenmişliğin Nedenleri Ve Temel Bileşenleri
Literatürde dijital tükenmişliğin çok boyutlu bir süreç olduğu vurgulanmaktadır. Bu sürecin ilk önemli bileşeni dijital yaşlanma (digital aging) olarak tanımlanmaktadır. Dijital yaşlanma, bireyin çevrimiçi ve çevrimdışı yaşamı arasında sağlıklı bir denge kuramaması sonucunda ortaya çıkar. Günlük yaşamda ekrandan kopamama, sürekli bağlı olma ihtiyacı ve çevrimdışı kalındığında hissedilen huzursuzluk bu sürecin temel göstergeleri arasında yer alır. Özellikle öğrenciler ve yoğun tempoda çalışan bireylerde dijital yaşlanmanın daha belirgin olduğu bildirilmektedir.
Dijital yaşlanmayla yakından ilişkili ikinci bileşen duygusal tükenmedir( emotional exhaustion) İş hayatının ve gündelik sorumlulukların dijital ortama taşınması, bireyleri sürekli çoklu görev yapmaya ve yoğun uyaranlara maruz bırakmaktadır6. Bu durum zamanla zihinsel yorgunluğun yanı sıra tahammülsüzlük, motivasyon kaybı ve yapılan işe karşı duygusal mesafe gelişmesine yol açmaktadır. Başlangıçta geçici bir yorgunluk gibi hissedilen bu durum, müdahale edilmediğinde kronik bir tükenmişlik hâline dönüşebilmektedir 7.
Üçüncü önemli bileşen ise iş ve özel yaşam sınırlarının kaybıdır. Özellikle pandemi sonrası dönemde yaygınlaşan uzaktan ve hibrit çalışma modelleri, zaman ve mekân algısını belirsizleştirmiştir. Mesai saatleri dışında gelen mesajlar ve çevrimiçi görevler, bireyin zihinsel olarak dinlenmesini zorlaştırmakta ve tükenmişliği derinleştirmektedir.
Günlük Hayatta Dijital Tükenmişlik Belirtileri
Dijital tükenmişlik çoğu zaman ani ve belirgin belirtilerle değil, gündelik hayatın içine yavaşça yerleşen küçük değişimlerle kendini gösterir. Gün içinde telefona otomatik olarak uzanmak, bildirim gelmediği hâlde ekranı kontrol etme ihtiyacı hissetmek ya da boş bir an oluştuğunda zihnin hemen dijital uyaran arayışına girmesi, zihinsel yorgunluğun erken işaretleri arasında değerlendirilmektedir.
Bu süreçte bireyler yaşadıkları durumu çoğu zaman kişisel bir eksiklik olarak yorumlayabilir. Kendini “tembel”, “isteksiz” ya da “yetersiz” hissetme eğilimi artarken, asıl neden olan uzun süreli dijital aşırı yüklenme gözden kaçabilir. Özellikle sürekli çevrimiçi olmayı gerektiren meslek gruplarında bu içselleştirme eğiliminin daha yaygın olduğu görülmektedir.
Bununla birlikte dinlenme algısının dönüşmesi de dijital tükenmişliğin önemli göstergelerinden biridir. Boş zaman artık zihinsel bir rahatlama alanı olmaktan çıkarak, verimli geçirilmesi gereken bir zaman dilimi gibi algılanır. Sosyal medyada geçirilen süre çoğu zaman gerçek bir keyiften ziyade otomatik bir kaçış davranışı hâline gelir ve birey dinlenmiş hissetmeden yeniden iş yüküne döner.
Dijital Ortamda Sınır Koyamamak: Sürekli Ulaşılabilir Olma Baskısı
Araştırmalar, dijital tükenmişliğin ortaya çıkmasında yalnızca ekran süresinin artmasının değil, dijital ortamda sınır koyma güçlüğünün belirleyici olduğunu göstermektedir67. Uzaktan çalışan bireylerde yapılan çalışmalar, fiziksel ve zihinsel yorgunluğun temel nedeninin iş ve özel yaşam dengesinin sağlıklı biçimde kurulamaması olduğunu ortaya koymaktadır.
Dolayısıyla sorun, ne kadar süre çevrimiçi olunduğundan çok, bu sürenin günün hangi zaman dilimlerine yayıldığıyla ilişkilidir. Dijital ortamdan bilinçli şekilde bağlantıyı kesememek, zihnin sürekli tetikte kalmasına neden olarak tükenmişliği artırmaktadır.
Dijital Kültür Ve Toplumsal Beklentiler Dijital Tükenmişliği Nasıl Artırıyor?
Dijital tükenmişliği yalnızca bireysel bir sorun olarak ele almak eksik bir bakış açısı sunar. Günümüzde dijital kültür, hızlı yanıt vermeyi ve sürekli ulaşılabilir olmayı bir norm hâline getirmiştir. Mesajlara geç cevap vermek ya da çevrimdışı kalmak, çoğu zaman olumsuz bir özellik gibi algılanmaktadır.
Bu durum, bireyin dijital sınır koyma çabalarını daha da zorlaştırır. Erişilebilirlik profesyonellik ile eşdeğer tutulduğunda, sınır koymak suçluluk ve kaygı duygularını tetikleyebilir. Sosyal medya ise sürekli karşılaştırma yoluyla bireyin kendi yorgunluğunu görünmez kılabilir ve tükenmişliği derinleştirebilir. Bu bağlamda dijital tükenmişlik, bireysel olduğu kadar kültürel bir olgu olarak da ele alınmalıdır.
Dijital Tükenmişliğin Psikolojik, Bilişsel Ve Bedensel Etkileri
Dijital tükenmişliğin etkileri yalnızca psikolojik düzeyle sınırlı değildir. Dikkat ve konsantrasyon azalması, hafıza zorlanmaları ve bilişsel yavaşlama bu sürecin en sık bildirilen bilişsel sonuçları arasında yer almaktadır89. Buna eşlik eden anksiyete, içsel huzursuzluk ve irritabilite bireyin duygusal dayanıklılığını giderek zayıflatmaktadır.
Bedensel düzeyde ise baş ağrıları, kas-iskelet sistemi ağrıları, göz yorgunluğu, kronik halsizlik ve uyku bozuklukları sıklıkla rapor edilmektedir. Özellikle gece geç saatlere kadar ekran kullanımı melatonin salgısını baskılayarak uyku kalitesini düşürmekte ve tükenmişliği pekiştirmektedir.
Dijital Tükenmişliğin Beyin Ve Nörobilişsel Süreçler Üzerindeki Etkisi
Sürekli bildirimlere ve çevrimiçi uyarıcılara maruz kalmak, beynin ödül sistemi üzerinden çalışan dopamin döngülerini tetiklemektedir. Bu durum kısa süreli bir haz yaratsa da, dikkat sisteminin sürekli bölünmesine yol açmaktadır. Özellikle dikkat, planlama ve özdenetimden sorumlu olan prefrontal korteks bu süreçte aşırı yüklenmekte ve bilişsel verimlilik azalmaktadır.
Ayrıca beynin dinlenme ve içsel düzenleme süreçlerinden sorumlu olan default mode network’ün yeterince devreye girememesi, karar yorgunluğunu artırarak bireyin gün içinde daha hızlı tükenmesine neden olmaktadır 11.
Dijital Tükenmişlik Benlik Algısını Nasıl Etkiler?
Dijital tükenmişliğin en derin ve çoğu zaman fark edilmeyen etkilerinden biri benlik algısı üzerindedir. Sürekli erişilebilir ve üretken olma beklentisi, bireyin özdeğerini giderek performansına bağlamasına neden olmaktadır. Dinlenirken bile suçluluk hissedilmesi ve geç yanıt verildiğinde kendini yetersiz hissetme eğilimi, koşullu bir özsaygı yapısının geliştiğine işaret etmektedir.
Bu süreçte birey, çevrimiçi olarak birçok insanla iletişim hâlinde olsa bile gerçek bir temas kuramadığı hissini içselleştirebilir. Bu durum ilişkilerde yüzeyselleşmeye ve duygusal uzaklaşmaya zemin hazırlamaktadır.
Bende Dijital Tükenmişlik Var mı? Belirtiler Ve Kendini Değerlendirme
Mesai saatleri dışında gelen mesajların zihinde yer etmeye devam etmesi, çevrimdışı kalındığında huzursuzluk hissedilmesi ya da bildirim sesi duyulduğunda istemsiz bir irkilme yaşanması dijital tükenmişliğin erken sinyalleri arasında değerlendirilmektedir. Bu belirtiler fark edildiğinde önemli olan kendini yargılamak değil, dijital sınırları yeniden düzenleyebilme alanı açmaktır.
Dijital Tükenmişlik Nasıl Önlenir? Etkili Başa Çıkma Yöntemleri
Dijital tükenmişlik, teknoloji bağımlılığı ile karıştırılmamalıdır. Araştırmalar, bireylerin teknolojiyi çoğunlukla keyif amacıyla değil; akademik ve mesleki zorunluluklar nedeniyle yoğun biçimde kullandığını göstermektedir. Bu nedenle çözüm teknolojiyi tamamen hayatımızdan çıkarmak değildir.
Asıl çözüm, dijital kullanım sınırlarını yeniden yapılandırmak ve çevrimiçi ile çevrimdışı yaşam arasında sürdürülebilir bir denge kurmaktır. Dijital tükenmişlik erken fark edildiğinde dönüştürülebilir bir süreçtir; ancak müdahale edilmediğinde depresyon, anksiyete ve kronik psikolojik sorunlara zemin hazırlama riski taşımaktadır.
Dijital tükenmişliğin kaçınılmaz bir sonuç olmadığı, uygun önleyici stratejilerle etkilerinin azaltılabileceği vurgulanmaktadır. Bu noktada bireysel, örgütsel ve toplumsal düzeyde alınabilecek önlemler önem kazanmaktadır. Araştırmalar, dijital tükenmişliğin en güçlü koruyucu faktörlerinden birinin farkındalık temelli dijital kullanım olduğunu göstermektedir10. Bireyin teknolojiyi otomatik bir refleksle değil, bilinçli bir seçimle kullanması; çevrimiçi olma süresini ve zamanlarını aktif olarak düzenlemesi, zihinsel yükü anlamlı ölçüde azaltabilmektedir.
Bireysel düzeyde, özellikle gün içinde “dijital mikro molalar” vermenin zihinsel toparlanmayı desteklediği belirtilmektedir. Bu molalar, uzun süreli ekran kullanımının ardından kısa süreli fiziksel hareket, gözleri dinlendirme ya da çevrimdışı kısa yürüyüşler gibi basit uygulamaları içerebilir. Bu tür molalar, beynin dikkat sisteminin yeniden dengelenmesine katkı sağlayarak bilişsel yorgunluğu azaltmaktadır.
Dijital Kültür, Toplumsal Baskılar Ve Dijital Tükenmişlik
Dijital tükenmişliğin yalnızca bireysel baş etme stratejileriyle ele alınması yeterli değildir. Özellikle sürekli çevrimiçi olmayı gerektiren iş ortamlarında, kurum kültürü belirleyici bir rol oynamaktadır. Mesai saatleri dışında iletişimin normalleştirilmesi, acil olmayan mesajlara anında yanıt verilmesinin beklenti hâline gelmesi, tükenmişliğin kurumsal düzeyde yeniden üretildiğini göstermektedir.
Bu bağlamda bazı araştırmalar, “dijital sessizlik politikaları”nın çalışanların psikolojik iyi oluşu üzerinde olumlu etkiler yarattığını ortaya koymaktadır. Belirli saatler dışında e-posta ve mesajlaşma uygulamalarının kullanımının sınırlandırılması, çalışanların zihinsel olarak işten ayrılabilmelerini kolaylaştırmaktadır10. Ayrıca yöneticilerin dijital sınır koyma konusunda model olması, bireysel suçluluk duygusunu azaltarak daha sürdürülebilir bir çalışma ortamı oluşturmaktadır.
Dijital Detoks Nedir? Dijital Tükenmişlikte Yanlış Ve Doğru Yaklaşımlar
Popüler kültürde dijital tükenmişliğe yönelik öneriler sıklıkla “dijital detoks” kavramı etrafında şekillenmektedir. Ancak literatürde, kısa süreli ve radikal dijital kopuşların her zaman kalıcı bir çözüm sunmadığı vurgulanmaktadır. Özellikle iş ve eğitim yaşamı dijital araçlara bağımlı olan bireyler için tamamen çevrimdışı kalmak, ek stres ve kaygı yaratabilmektedir.
Bu nedenle etkili olan yaklaşım, dijital detokstan ziyade dijital dengeyi hedefleyen esnek düzenlemelerdir. Teknolojinin tamamen reddedilmesi değil, işlevsel ve sınırlı kullanımı ön plana çıkarılmalıdır. Aksi hâlde birey kısa süreli bir rahatlama yaşasa bile, eski kullanım alışkanlıklarına geri döndüğünde tükenmişlik belirtileri yeniden ortaya çıkabilmektedir.
Dijital Tükenmişlik Klinik Açıdan Nasıl Değerlendirilir?
Klinik psikoloji alanında yapılan çalışmalar, dijital tükenmişliğin depresyon ve anksiyete bozukluklarıyla semptomatik düzeyde örtüşebileceğini, ancak etiyolojik olarak farklı bir süreç olduğunu ortaya koymaktadır. Dijital tükenmişlikte temel sorun, çoğu zaman motivasyon eksikliği ya da isteksizlikten ziyade, zihinsel kapasitenin kronik olarak aşırı uyarılmasıdır.
Bu nedenle klinik değerlendirmelerde bireyin dijital yaşam düzeninin ayrıntılı biçimde ele alınması önemlidir. Özellikle uyku düzeni, bildirim sıklığı, çoklu görev alışkanlıkları ve çevrimdışı geçirilen zamanın niteliği değerlendirme sürecinin temel bileşenleri arasında yer almalıdır. Müdahale planları ise yalnızca semptomları azaltmaya değil, dijital yaşamın yeniden yapılandırılmasına odaklanmalıdır.
Dijital Tükenmişlik Bir Uyarı Sinyali midir? Ne Zaman Ciddiye Alınmalı?
Dijital tükenmişlik, modern yaşamın bireyden talep ettiği hız, erişilebilirlik ve üretkenlik baskısının bir sonucu olarak ortaya çıkan önemli bir uyarı sinyali olarak değerlendirilebilir. Bu durum, bireyin yetersizliğine değil; dijital yaşamın sınırlarının kaybolmasına işaret etmektedir.
Dolayısıyla dijital tükenmişlikle baş etme süreci, kendini suçlama ya da tamamen geri çekilme üzerinden değil; sınır koyma, farkındalık geliştirme ve denge kurma üzerinden ele alınmalıdır. Dijital dünya ile kurulan ilişki yeniden düzenlendiğinde, tükenmişlik geri döndürülebilir bir süreç hâline gelebilir. Aksi hâlde dijital tükenmişlik, yalnızca bireysel değil, toplumsal düzeyde de psikolojik iyi oluşu tehdit eden kronik bir sorun hâline dönüşme riski taşımaktadır.
Kaynakça
- Türkiye İstatistik Kurumu. (2023). Hanehalkı bilişim teknolojileri kullanım araştırması.
- Freudenberger, H. J. (1974). Staff burnout. Journal of Social Issues, 30(1), 159–165.
- Maslach, C., & Jackson, S. E. (1981). The measurement of experienced burnout. Journal of Occupational Behavior, 2(2), 99–113.
- Maslach, C., Schaufeli, W. B., & Leiter, M. P. (2001). Job burnout. Annual Review of Psychology, 52, 397–422.
- World Health Organization. (2019). Burn-out an occupational phenomenon (ICD-11).
- Derks, D., van Mierlo, H., & Schmitz, E. B. (2014). Journal of Occupational Health Psychology, 19(1), 74–85.
- Mazmanian, M., Orlikowski, W. J., & Yates, J. (2013). Organization Science, 24(5), 1337–1357.
- Rosen, L. D., et al. (2014). Computers in Human Behavior, 38, 171–178.
- Becker, M. W., et al. (2013). Cyberpsychology, Behavior, and Social Networking, 16(2), 132–135.
- Kushlev, K., & Dunn, E. W. (2015). Computers in Human Behavior, 43, 220–228.
- Smallwood, J., & Schooler, J. W. (2015). Annual Review of Psychology, 66, 487–518.