Dijital Dünyada Var Olmak: Dijital Kimliklerimiz Gerçek Benliğimizi Nasıl Etkiliyor?

Daha iyi hissetmeye bugün başlayın

Hiwell altyapısıyla 1 milyonu aşkın kullanıcı psikolojik destek yolculuğuna güvenli bir adım attı! Siz de size en uygun uzman ile şimdi ücretsiz ön görüşme yaparak tanışın.

Başlayın

Sosyal Medya Profilimiz Ne İfade Eder?

Sosyal medyadaki kullanıcı adımız, paylaştığımız gönderiler, biyografimize yazdığımız kelimeler... Bütün bunların hepsi sosyal medya kullanıcıları olarak kendimizi dış dünyaya göstermek için yaptığımız küçük tercihlerdir ve bunun yanı sıra dijital kimliğimizi oluşturmaktadır. Günümüzde kimlik oluşumu sadece yüz yüze ilişkilerle sınırlı kalmamakta, dijital çağ ile birlikte teknoloji, kimliğimizi dönüştürüp şekillendirmekte ve sanal benlikler inşa etmemize olanak sağlamaktadır. Peki, bu etkileşimde dönüşen tek şey kimliğimiz midir? Bu yazıda dijital kimliklerimizin benlik algımızı nasıl etkilediğine değineceğiz ve bu sayede gerçek benliğimizle dijital benliğimiz arasında nasıl denge kurabileceğimizi anlamaya çalışacağız.

Dijital Kimlik Nedir?

Dijital kimlik, kişinin kendisinin çeşitli biçimlerde tasvirlerini içeren sanal bir gösterimidir1. Bir diğer deyişle, kişinin belirli özelliklerinin veya öne çıkan noktalarının daha çok göze çarptığı farklı bir yansıması da denilebilir. Kimlik anlayışında farklı bir boyuta geçilmesiyle birlikte kendimizi ifade etme ve algılanma biçimimizde değişiklikler meydana gelmiştir2. Yarattığımız bu dijital kimlikler, çoğu zaman bize istediğimizi söyleyebilme ve dilediğimiz gibi davranabilme fırsatı sunsa da bu durum yanında bazı negatif etkileri de beraberinde getirmektedir. Şimdi gelin, birlikte dijital kimliklerimizle gerçek benliğimiz arasındaki farkın artması durumunda karşılaşabileceğimiz potansiyel durumlardan biri olan kimlik karmaşasına yakından bakalım.

dijital dünyada var olma çabasını ve çevrimiçi yaşamın birey üzerindeki etkilerini temsil eden görsel

Kimlik Karmaşası Nedir?

Toplumda birçok farklı rolümüz bulunmaktadır. Biz büyüdükçe bu rollerimiz değişmektedir ve yeni roller üstlenmekteyizdir. Tüm bu roller, kişiliğimizi oluşturmaya ve şekillendirmeye yardımcı olmaktadır.

Erik Erikson, kendi adından çokça söz ettiren kuramı Psikososyal Gelişim Kuramı’nda, bireyin yaşam boyunca gelişim göstermekte olduğuna değinmiştir. Bu kurama göre sağlıklı bireylerin doğumundan ölümüne kadar 8 aşamadan geçmesi gerekmektedir. Erikson, her aşamada deneyimlediğimiz çeşitli ilişkilerle bağlantılı olarak çeşitli davranışlar geliştirdiğimizi öne sürmektedir. Örneğin, ilk aşama güven ve güvensizlik arasındaki bir krizdir. Bir bebeğin, anne ve babasıyla sağlıklı ve istikrarlı bir ilişki içerisinde olması çevresiyle daha güvenli bir ilişki kurmasına destek olur. Fakat anne ve babasından aldığı destek düzensiz ise, bebek ebeveynlerine ve çevresine karşı güvenmekte zorlanabilir. Kişinin gelişiminde yaşanabilecek bu ve benzeri aksaklıklar, kişinin gelişim sürecini sekteye uğratarak kimlik karmaşası yaşanmasına sebep olabilir.

Erikson’un Psikososyal Gelişim Teorisi’ndeki 5. aşama ise ergenlik dönemine ve bugün konumuz olan kimlik karmaşasına değinir. Hormonlara bağlı değişikliklerin olduğu ve beynin gelişimin son aşamalarına denk gelen ergenlik dönemi, bireylerin “Ben kimim?”, “Bu hayattaki amacım ne?” gibi sorularla başa çıkmaya çalıştığı bir dönemdir. Toplumda kim olduğumuz ve nereye ait olduğumuz konusunda kafa karışıklığına sebep olur.

Dijital çağla beraber, halihazırda ergenlik döneminde oldukça büyük önem taşıyan kimlik kazanımı daha da karmaşık ve zor bir hale gelmiştir. Bireylerin diledikleri gibi davranabilmelerine olanak sağlayan dijital kimlikler ile bireyler kendi kimlikleri ile uyum içerisinde davranmaktan uzaklaşmaya başlamaktadır. Bir diğer deyişle, kişinin gerçek kimliği ve yarattığı dijital kimliği arasındaki farkın açılması durumunda, kişi kimlik karmaşası ile karşılaşılabilmektedir.

Sosyal Medyada Kabul Görme İhtiyacı Psikolojimizi Nasıl Şekillendirir?

Dijital kimliklerimiz sayesinde çevrimiçi davranışlarımızın özgürleştiğini düşünsek de, davranışlarımız çevremizden kabul görebilmek için sahip olduğumuz çeşitli beklentilere göre şekillenmektedir3. Örneğin, bu ihtiyaç eğer utangaç ve düşüncelerimizi belirtmekten çekinen biriysek fikirlerini çekinmeden paylaşan özgüvenli birisi olarak davranmamıza yol açabilir. Bu durum sadece kişilik özelliklerimizi dönüştürmekten ibaret değildir. Aynı durum saklamaya çalıştığımız veya hoşlanmadığımız fiziksel özelliklerimiz için de geçerli olabilir. Sayısız filtreye erişimimize olanak sağlayan sosyal medya platformlarında kendimizi bambaşka bir şekilde yansıtabiliyoruz.

Dijital kimlikler bireylere bambaşka bir hayat yaratma fırsatını sunmaktadır. Fakat bu çok tehlikeli bir boyuta gelmiştir. Sürekli olarak filtrelenmiş ve maskelenmiş içeriklere maruz kalınması kişiyi kendini karşılaştırmasına ve bu yüzden kendini dönüştürmesine yol açabilir.

Bireyin toplumun tipik davranışlarına uyum sağlamak istemesinin nedeni genellikle kabul görme ihtiyacıdır. Bu ihtiyaca sahip kişiler sevilme ve onaylanma ihtiyacına sahiptir. Sevgiyi dış dünyadan almaya çalışır fakat bu çok yıpratıcıdır. Çünkü toplumun onayını alabilmek için sürekli olarak toplumda tipik olan özelliklere sahip olmaya çalışır ve bu özellikler kişinin kendinde yoksa kişiyi maske takmaya veya bazı özelliklerini filtrelemeye iter. Yani, kişinin çevrimiçi davranışlarının arkasında yatan motivasyonlar sevilme ve öz saygı ihtiyacıdır.

Dijital dünyada kabül görme ihtiyacının en belirgin ölçütü, beğeniler, yorumlar ve takipçi sayısı olmuştur. Bunlar beyinde ödül mekanizmasını harekete geçirerek kısa vadede kişiye mutluluk ve aidiyet hissi verirler. Fakat kişi sürekli dış onaya bağımlı hale geldiğinde bu durum tehlikeli bir hal alabilir. Uzun vadede kişi kendini kendi gönderilerinden daha çok beğeni alan, kendisinden daha çok takipçisi olan kişilerle kıyaslamaya başlar. Bu noktada yetersizlik ve sevilmeme hissi ile karşı karşıya gelebilir. Kişi, bu noktada onay almak için kendisini olduğundan farklı bir şekilde yansıtır ve bu durum da kişinin gerçek benliğinden uzaklaşması anlamına gelir.

dijital dünyada var olmayı, ekran karşısında kimlik ve benlik algısını betimleyen görsel

Abraham Maslow’un temel ihtiyaçlar hiyerarşisine göre, bireyin aidiyet ve onaylanma ihtiyacı bulunur. Bu ihtiyaç, sosyal medya platformlarının yaygınlaşmasıyla beraber beğeniler ve takipçi sayısı ile iç içe geçmiştir. Fakat bu dışsal onay, kişinin yetersizlik hissine kapılmasına neden olabilir. Uzun vadede bu dışsal onaya bağımlı hale gelinmesiyle kişinin benlik algısında zedelenmeler meydana gelebilir.

Sosyal Medya Profillerimiz Öz Güvenimizi Nasıl Etkiler?

Sosyal medya platformlarında gördüğümüz “mükemmel” hayatlara bakmak, kendimizi oradaki insanlar ile kıyaslamamıza ve kendi değerimizi buna göre biçmemize yol açabilir. Bu durum, kişinin kendi benliği ile dijital benliği arasında fark oluşmasına sebep olarak, kişinin kendilik algısına zarar verir. Bu durum, kişinin kimi zaman kendisini yetersiz hissetmesi, kimi zaman da yarattığı sahte dijital kimliklerle kendisini olduğundan daha iyi görme ve hissetmesi şeklinde sonuçlanabilir. Yani, dijital kimlikler özgüvenimizi sadece kötü anlamda etkilemeyebilir.

Bunun yanısıra, kişinin kendi dijital kimliği ile karşılaştırdığı zaman kendisini daha önde gördüğü kişiler ile karşılaşması, kendilik algısını pozitif yönde etkileyebilir3. Fakat, bunun kişinin dış dünyadaki başarıları veya mutluluk kaynakları sebebiyle değil, dijital dünya içerisindeki karşılaştırmalar sebebiyle olması, bunun uzun vadede sürdürülebilir ve kalıcı bir tatmin ve mutluluk getirmeyeceği anlamına gelebilir.

Sosyal Medya Profili Ve Gerçek Hayattaki Kişiliğimiz Arasında Denge Kurabilmek Mümkün Müdür?

Kişinin sanal dünyadaki davranışları ve sanal dünyada kendini nasıl yansıttığı ile kendisini gerçekte nasıl gördüğü arasında fark olur ise, kişinin gerçek ve sanal benliği arasında uyumsuzluk oluşur. Bu durum, kişinin sosyal medya kullanımın eğlenceli ve bilgilendirici bir noktadan çıkarak hayatını etkileyecek şekilde önem kazanmasına sebep olabilir ve kimlik karmaşasına yol açabilir.

Benzer şekilde, kişinin dijital platformlarda maruz kaldığı uyaranlar ile dış dünyada deneyimledikleri arasında fark olduğu zaman, kişi kendisini daha mutlu ve rahat hissettiği sanal dünyaya fazla derecede eğilim gösterebilir4. Bu durum, kişinin sosyal medyada çok vakit geçirmesine yol açabilir.

Bu noktada, kişi sosyal medya kullanımının benlik algısı üstünde olumsuz etkisi olduğunu düşünüyorsa bir uzman ile görüşmesi faydalı olabilir. Hiwell’in uzman kadrosundan size en uygun psikolog ile kendinizi keşfetme sürecine başlayabilir, sosyal medya kullanımızın benliğiniz üstünde oluşturuyor olduğu olumsuz etkileri çözmek için çalışabilirsiniz.

Kaynakça

  1. Kavut, S. (2020). Kimliğin Dönüşümü: Dijital Kimlikler. Selçuk İletişim, 13(2), 987-1008. https://doi.org/10.18094/josc.691445
  2. Çankal, S. (2024). DİJİTAL PLATFORMLARDA KİMLİK İNŞASI VE SUNUMU: Z KUŞAĞI ÜYELERİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA. Pamukkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi(61), 325-342. https://doi.org/10.30794/pausbed.1430273
  3. Bauman, Z. & Raud, R. (2018). Benlik Pratikleri, Ayrıntı Yayınları, İstanbul.
  4. Horzum Taylor, I. (2015). Facebook and the being liked motive. International Journal of Social Sciences and Education Research, 1(4), 1216-1227. https://doi.org/10.24289/ijsser.279131
*Sitemizde bulunan yazılar tıbbi tavsiye içermez ve yalnızca farkındalık yaratmak amaçlıdır. Yazılardan yola çıkarak bir hastalık tanısı konulamaz. Hastalık tanısını yalnızca psikiyatri hekimleri koyabilir.

Daha iyi hissetmeye bugün başlayın

Hiwell altyapısıyla 1 milyonu aşkın kullanıcı psikolojik destek yolculuğuna güvenli bir adım attı! Siz de size en uygun uzman ile şimdi ücretsiz ön görüşme yaparak tanışın.

Başlayın