Beynin Derinliklerindeki Korku Arşivi: Fobilerin Nöral Temelleri

Daha iyi hissetmeye bugün başlayın

Siz de 500 bin mutlu danışanımız gibi hayatınızın kontrolünü elinize alın.

Fobi Nedir?

Fobi, gerçekte çok az veya hiçbir tehlike oluşturmayan bir şeye karşı yoğun, mantıksız bir korku ile karakterize edilen bir anksiyete bozukluğudur1. Fobiye sahip yetişkinler, bu korkularının mantıksız olduğunu fark etmiş olabilseler de, korkulan nesne veya durumla yüzleşmeyi düşünmek bile ciddi anksiyete belirtilerine neden olur.

Karanlık bir köşedeki gölgelerden tutun da gökyüzünde uçan kuşlara kadar, insan zihninde dolaşan şiddetli korkular, fobiler, hayatımızın kuytularında gizli, ama etkileri son derece güçlü olan görünmez düşmanlardır. Fobilerin anlaşılması ve ele alınması, kişilerim günlük yaşamlarında özgürce dolaşmalarını, daha sağlıklı bir denge kurmalarını ve tatmin edici bir hayat sürmelerini sağlayabilir.

Fobi türleri arasında örümcek, uçak, yükseklik, sosyal etkileşim ve açık alan korkuları gibi korkular bulunur. Farklı türlü fobiler, bireyin günlük yaşamını etkileyebilir ve tedavi gerektirebilir.

Amerikan Psikiyatri Birliği özel fobi için tanı kriterleri şöyle belirtilmiştir2:

  • Kişi belirli bir nesne veya durum tarafından tetiklenen aşırı veya mantıksız, sürekli ve yoğun bir korku sergiler.
  • Korku tepkisi gerçek tehlikenin oranından çıkmalı ve nesne veya durum karşısında neredeyse anında ortaya çıkmalıdır.
  • Kişi nesne veya durumu kaçınmak için elinden geleni yapar veya bunu aşırı sıkıntıyla dayanır.
  • Fobi, kişinin okul, iş veya kişisel yaşamını önemli ölçüde etkiler.
  • Çocuklarda ve yetişkinlerde, semptomların süresi en az altı ay boyunca devam etmelidir.
böcek ve örümcek fobisi olan bir kişi görseli” class=

Bir özel fobiye sahip olan bireyler genellikle belirli nesne veya durumlardan beklenen zarardan endişe duyarlar. Ayrıca, kontrolü kaybetme ve panik olma endişeleriyle başa çıkarlar. Fobiye bağlı olarak ortaya çıkabilen somatik belirtiler arasında nefes darlığı ve artan kalp atış hızı gibi fiziksel tepkiler yer alır. Bu durum, kişinin nesne veya durum karşısında bayılma endişesi taşıdığı bir anksiyete bozukluğunu yansıtabilir.

Fobi İle Korkunun Farkı Nedir?

Korku ile bir fobi arasında fark bulunmaktadır. Bu fark, korkunun normal ve olağan olmasına karşın ve fobinin anormal özellikler taşıması ile ortaya çıkmaktadır.

Fobi, yaşam dönemine bağlı olarak farklılık gösterebilir. Çocuklardaki fobiler genellikle yaşlarına özgü ve geçici olabilir ancak yetişkinlerde fobiler daha karmaşıktır ve kişisel geçmişle ilişkilidir.

Çocukluk Korku ve Fobileri

Küçük çocuklarda korku ile fobi arasındaki ayrım belirsiz olabilir. Çocukluk korkuları gelişimin normal bir parçasıdır. Ancak, fobilerin aksine, normal çocukluk korkuları sıradan bir korku tepkisini içerir, günlük işlev üzerinde minimal etkiye sahiptir ve çocuk olgunlaştıkça ortadan kalkar.

Çocukluk korkuları işlevi önemli ölçüde etkiliyorsa, aşırı derecede korku ve anksiyeteye neden oluyorsa veya çocuğun gelişimine rağmen devam ediyorsa bir müdahale gereklidir; başka bir deyişle, bu durumda korku çizgiyi aşar ve fobiye dönüşür.

Belirli fobi belirtileri genellikle ilk kez çocuklarda veya erken ergenlik döneminde ortaya çıkar. Kadınlarda erkeklere kıyasla daha genç yaşlarda görülebilir3.

Çocukluk Korkularından Yetişkin Fobilerine: Zaman İçindeki Gelişim

Fobiler, çocukluk döneminden başlayarak yaşam boyu devam edebilir. Ailedeki tepkiler, travmatik olaylar veya yaşam değişiklikleri fobi gelişimini etkileyebilir. Müdahale edilmezse, fobiler günlük yaşamı olumsuz etkileyebilir.

Baskılanmış çocukların ilerleyen dönemde özellikle geç çocukluktan ergenliğe kadar başlayan sosyal anksiyete gibi anksiyete bozukluklarına sahip olma olasılıkları daha yüksek olduğu saptanmıştır5.

Erken çocukluk döneminde görülen davranışsal inhibisyonun doğuştan gelen, kalıtsal veya erken çocukluk döneminde edinilen, genellikle kalıcı olan kişisel özellikleri, baskılanmış ve korkulu davranışlarla karakterizedir ve anksiyete ve depresyon riski ile ilişkilidir.

Baskılanmış çocuklarda anksiyetenin gelişimine yönelik birçok nörobilişsel ilişkilendirme belirlenmiştir.

Fobiler Nasıl Ortaya Çıkar?

Fobi bir diğer açıdan bireyin belirli bir deneyim veya olayla ilişkilendirilen bir korku veya anksiyete tepkisi geliştirmesini ifade eder. Bu, bir kişinin önceki olumsuz bir deneyimi veya travmatik bir olayı, genelde bir nesne, durum veya aktivite ile bağdaştırarak bu öğelerden kaçınma veya onlardan korkma eğilimine sahip olmasını içerir4.

Fobi, doğuştan gelen ve koşullandırılmış olmak üzere iki türde ortaya çıkar. Amigdala, patolojik doğuştan gelen korkunun merkezi bir bileşenidir. Deneyimli fobiler dış öğrenme deneyimlerine bağlıdır. Çalışmalar zayıf alışkanlık ve söndürme, fobi gelişimine kısmen katkıda bulunabileceğini göstermiştir.

Zayıf alışkanlık, kişinin bir korkuya karşı zamanla azalmayan bir tepki göstermesidir. Örneğin, bir korkuyla karşılaşan bir kişi zamanla alışmalı ve korkusu azalmalıdır, ancak zayıf alışkanlık durumunda bu azalma gerçekleşmez.

Söndürme ise korkuyla ilgili bir tepkinin zamanla ortadan kalkmasıdır. Ancak fobilerde, söndürme genellikle yetersiz olabilir. Kişi, korktuğu şeyden kaçınarak veya onunla yüzleşmeyerek bu korkuyu yenmeye çalışsa da bu durum genellikle istenilen sonucu vermez.

Fobik Tepkiler

Fobik tepkiler, deneyimsel öğrenme, koşullanma veya belirli bir olaya maruz kalmadan kaynaklanabilir. Koşullanmış korku, nötr uyarıcının tatsız olaylarla eşleştirilmesiyle oluşur4. Ardından kişi, korku yanıtlarını uyarıcıdan kaçınarak azaltmayı öğrenir.

Fobilerin Nörobiyolojisi

Fobilerin nörobiyolojisi kompleks ve üzerine çalışılan bir konu olmakla beraber bazı temel mekanizmalar ve beyin bölgeleri bu anksiyete bozukluğuyla ilişkilendirilmiştir.

Fobi nörobiyolojisinde amigdala, hipotalamus, prefrontal korteks, GABA, serotonin ve dopamin kritik öneme sahiptir diyebiliriz. Bu yapılar arasındaki etkileşim genetik, çevresel etkenler ve travmatik olaylar gibi birçok faktörle birlikte fobilerin nörobiyolojisini etkileyebilir4.

  • Amigdala, korku ve anksiyete tepkilerini düzenler, özellikle spesifik fobilerde, amigdala aşırı aktive olabilir bu nedenle belirli bir nesne veya duruma karşı duyulan korkunun aşırı ve hızlı bir şekilde tetiklenmesine yol açabilir.
  • Hipotalamus vücuttaki stres yanıtlarını kontrol eder.
  • Prefrontal korteks düşünce süreçlerini düzenlerken, GABA (Gamma-Aminobutyric Acid) nörotransmitteri sinir hücrelerinin aktivitesini sakinleştirir. Fobi durumlarında, prefrontal korteks işlevselliğinde değişiklikler olabilir, bu ise korkuyla başa çıkma ve anksiyete kontrolünü etkileyebilir.
  • GABA sinir hücrelerinin aktivitesini sakinleştiren bir nörotransmitterdir. GABA'nın düzeyinin düşük olması fobi durumları ile ilişkilendirilmiştir. Bu ise sinir hücrelerinin aşırı aktive olmasına ve anksiyete düzeylerinin artmasına neden olabilmektedir.
  • Serotonin ve dopamin ise duygu durumunu etkiler. Serotonin ve dopamin seviyelerinde dengesizlikler olması fobi durumları ile ilişkilidir ve anksiyeteyi etkileyebilir.

Karanlık Korku Devreleri: Fobi Mekanizmaları Nasıl İşler?

Beynimizin karmaşık yapısı içinde, derin korkulara neden olan fobi devreleri önemli bir rol oynar. Bu başlık altında, beyin anatomisi içindeki fobi devrelerinin sırlarını çözmeye yönelik bir keşfe çıkacağız.

Korku ifadesi ve yok olması sürecinde basolateral amigdala (BLA) içinde serotonin ve GABA sistemleri arasında etkileşimler söz konusudur. Korku koşullandırmasının ardından, koşullandırılmış işaretin gösterimi lateral amigdaladaki glutamaterjik nöronları aktive eder4.

Bu nöronlar, korku nöronlarına projeksiyon yapan BLA'daki korku nöronlarını etkinleştirir. Korku nöronları da sırasıyla korku ifadesi için merkezi amigdaladaki (CeA) nöronları etkinleştirir.

beyin ve nöronlar görseli

LA nöronları ayrıca, CCK (kolesistokinin) ifade eden bir BLA hücre popülasyonunu aktive eder ve bu hücreler, söndürme nöronları içeren BLA'da GABAerjik bağlantılar kurarak bu söndürme nöronlarını inhibe eder.

Söndürme nöronları, korku nöronlarına GABA içeren parvalbumin ile bağlantı kuran BLA ara nöronları aracılığıyla veya GABAergik lifleri CeA'ya gönderen interkale hücrelere Glu projeksiyonları aracılığıyla korku ifadesini engelleyemez.

Endokannabinoid sinyalleri, kolesistokinin içeren hücrelerin inhibisyonu aracılığıyla korku ifadesini engeller, serotonin salınımını artırarak söndürme nöronlarını aktive edebilir.

Fobi durumlarında korku söndürme öğrenmesinin zayıf olması, anksiyete bozukluklarının sürdürülmesine neden olabilir.

Fobinin Sebep Olduğu Stres Nasıl Ortaya Çıkar?

Fobinin oluşturduğu stres anında vücudumuzda adrenal hormonlar, epinefrin ve glukokortikoid kimyasalları salgılanır. Bu kimyasallar, beyindeki belirli bir bölge olan basolateral amigdalayı (BLA) etkiler. Bu kimyasal reaksiyonlar, beynimizdeki belirli bölgeler arasında iletişimi hızlandırıp, bizi daha çabuk ve etkili bir şekilde tepki vermeye hazırlar.

İlk olarak, epinefrin, kan-beyin bariyerini geçemediği için özel bir yoldan; vagal afferentleri aktive ederek BLA'da norepinefrin (NA) salınımını tetikler.

Ardından, NTS (Solitar Yolak Çekirdeği)’deki norepinefrin nöronları, doğrudan BLA'ya noradrenerjik lifler gönderiyor. Aynı zamanda, NTS'ten gelen norepinefrin nöronları, locus coeruleus (LC) adlı başka bir bölgeye de bağlantı kuruyor. Bu, noradrenerjik liflerin LC aracılığıyla doğrudan BLA'ya ulaşmasını sağlar.

Glukokortikoidler ise kan-beyin bariyerini geçerek basolateral amigdalada NA salınımını artırıyor ve bu kimyasalların BLA'daki GABA nöronlarını kontrol etme etkisini kolaylaştırır.

Sonuç olarak, bu süreç BLA'daki bazı nöronların daha hızlı ve etkili bir şekilde çalışmasına neden oluyor. Bu da merkezi amigdalada bulunan uyarıcı nörotransmitter olan glutamatın daha fazla salınmasına yol açmaktadır.

Fobilerle Başa Çıkmak

Korku, adaptasyon sürecinin bir parçasıdır, ancak fazla korku kronik psikiyatrik sorunlara yol açabilir ve tedavi edilmesi gerekir. Psikiyatrik rahatsızlıklar yahut günlük yaşantının olumsuz etkilenmesi durumunda hekim ve uzman psikologların yardımını istemeniz gerekebilir. Farmakoterapi ve psikoterapi fobiler konusunda başvurulabilecek yöntemlerdir. Bu süreçlerde, kronik bozukluk olan fobiler, farmakoterapi ve psikoterapiye direnç gösterebilir4.

Farmakoterapi

SSRI, serotonin düzenleyici antidepresan ilaçları ifade eder. Depresyon ve anksiyete gibi sorunların tedavisinde serotonin seviyelerini artırarak sinir iletimini düzenler. SSRI'lar, fobilerde etkili bulunmuştur.

Zayıf söndürme mekanizmalarının temelinde serotonerjik sistemde işlev bozukluğu da olabilir. İyonotropik 5-HT reseptörü, korku belleğinin kazanımı veya retansiyonunda değil, söndürülmesinde önemli olabilir.

Serotonerjik sistem, amigdala içindeki GABA ve endokannabinoid sistemleriyle etkileşimde bulunup aktive ederek GABA salınımını artırabilir ve endokannabinoid seviyelerini yükseltebilir. Bu nedenle etkili söndürme için serotonin sisteminin aktive edilmesi gerekebilir.

Psikoterapi

Maruz bırakma terapisi, korku belleğinin söndürülmesine dayanır, ancak her kişi bu terapiden fayda sağlayamayabilir, bu da zayıf söndürme mekanizmalarına işaret eder.

Maruz bırakma terapisinin yanı sıra EMDR ve Bilişsel Davranışçı Terapi yöntemleri de mevcuttur.

Fobi beynin birçok yapısını, nöron ve nörotransmitterlerini, ayrıca devrelerini ve hormonları ilgilendiren karmaşık ve araştırılmaya devam edilen bir konudur. Eğer fobilerle başa çıkmakta zorlanıyorsanız Hiwell Online Terapi Platformu’nda bir uzman klinik psikolog ile psikolojik destek almaya başlayabilirsiniz.

Kaynakça

  1. Vanin, J. R. (n.d.). Specific Phobia. 149–157.
  2. American Psychiatric Association. Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders, 5th ed. Washington, DC; 2013.
  3. American Psychiatric Association. Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders, 4th ed., text revision. Washington, DC: American Psychiatric Association, 2000.
  4. Garcia, R. (2017). Neurobiology of fear and specific phobias. 462–471. https://doi.org/10.1101/lm.044115.116.24
  5. Tang A, Harrewijn A, Benson B, et al. Striatal Activity to Reward Anticipation as a Moderator of the Association Between Early Behavioral Inhibition and Changes in Anxiety and Depressive Symptoms From Adolescence to Adulthood. JAMA Psychiatry. 2022;79(12):1199–1208. doi:10.1001/jamapsychiatry.2022.3483
*Sitemizde bulunan yazılar tıbbi tavsiye içermez ve yalnızca farkındalık yaratmak amaçlıdır. Yazılardan yola çıkarak bir hastalık tanısı konulamaz. Hastalık tanısını yalnızca psikiyatri hekimleri koyabilir.