Siber Zorbalık Nedir?

Zorbalık nedir?

İnsan sosyal bir canlıdır. Yaşamsal faaliyetlerini devam ettirebilmesi için diğer insanlara ve onlarla iletişim halinde olmaya ihtiyaç duyar. Bu iletişim için bir ilişki kurar ancak ilişki kurarken kendisinin benzerini aramaya ve kendisinden farklı olanı dışlamaya meyilli olabilir. Sözü edilen durum insanın ben-merkezciliğinden kaynaklanır; hayatı boyunca çevresinden ve çevresinin öğrettiklerinden edindiklerini doğru olarak görüp benimseyebilir. Kendisinin inandığı doğrulara aykırı davranan kişileri kendisine benzetmeye çalışma veya küçük görme eğiliminde olabilir. Kişide bu davranışın ileri boyutlara ulaşmasıyla zorbalık olarak tanımlanan davranışların toplumda vukuu bulduğunu görebiliriz. 

Son zamanlarda kulağımıza sıkça çalınan, olumsuz tınılar uyandıran bir kavram: zorbalık.  Zorbalık, uzmanlar tarafından bir kişinin başka birine isteyerek ve devamlı olarak zarar vermesi olarak tanımlanıyor (Limber & Small, 2003). Genelde insanlar zorbalığın fiziksel boyutunu maddi olarak gözlemleyebildiğinden dolayı, sözlü ve psikolojik boyutuna kıyasla daha kolay fark eder.  Ancak sözlü ve psikolojik zorbalığa uğramak da toplumda sıklıkla rastlanan bir durumdur. Hatta çoğunlukla, çocuklar ve gençler arasında oldukça yaygın bir davranış biçimidir. Bu durum depresyon, sosyal soyutlanma, anksiyete ve intihar gibi sonuçlara sebep olabilir.

Literatürde; sözlü, fiziksel, ilişkisel, siber, seksüel ve önyargısal olarak tanımlanan altı farklı zorbalık çeşidine rastlamak mümkün. Araştırmacılar zorbalığın üç temel tipe ayrıldığı konusunda ise hemfikir; fiziksel, sözsel ve siber zorbalık (Wang, 2009).  Bu davranışın altında mağdurun bedensel ve zihinsel bütünlüğüne bilerek ve isteyerek sürekli devam eden zarar verme ve suistimal etme isteği yatar. Özellikle, diğerlerine nazaran büyük ve güçlü olan kişilerin, daha zayıf veya küçük olarak gördükleri kişilere karşı güç eşitsizliğinden faydalanmak suretiyle karşısındakine zarar vermesi durumu söz konusudur. Güç eşitsizliği nedeniyle zorbalığa maruz kalan kişi için zorbalığı durdurmak veya bu durumdan kaçınmak pek mümkün değildir. Zorbalığın temelinde yatan güç eşitsizliği; fiziksel gücün yanı sıra popülerlik, yetenek, bilgi, zeka, iş veya maddi durum gibi değişik faktörler arasında da oluşabilir. 

Zorbalık farklı şekillerde görülebilir; aşağılama, kişinin fiziksel ve zihinsel bütünlüğüne zarar verme veya kişiyi suistimal etme, isim takma, kişiden yararlanma, din, dil ve ırkla dalga geçme, dedikodu yaparak sosyal ortamlardan bilinçli olarak dışlama, ilişkideki güç dengesizliği, fiziksel zarar verme niyeti ve tehditleri, duygusal hasar ve tacizin tekrarlanan doğası gibi davranışlar örnek olarak verilebilir. 

 Dünya Sağlık Örgütü’nün, 2013-2014 yılları arasında Avrupa ve Kuzey Amerika’da bulunan 43 ülkede yapılan çalışmanın sonuçlarına göre; son 3 ayda en az 2 kez zorbalığa maruz kalmış çocuklar arasında; kız çocuklarında % 14, oğlan çocuklarında % 11 oranında görülen bir mağduriyet söz konusudur. Ancak, çocuklar ve gençler arasında yaygın olması yetişkinler arasında zorbalığın görülmediği  anlamına gelmez. 

Son yıllarda Covid-19’un hayatımıza girmesiyle birlikte tüm dünya pandemi ile yüzleşti. Bunun sonucunda birçok insan evlerinden uzun süreler boyunca çıkamadı ve  iletişim kurma ihtiyacını beslemek adına internet üzerinden -online olarak- dünyayla iletişime geçmeye çalıştı. İstatistiki veriler her 4 gençten 1’nin siber zorbalığa maruz kaldığını gösterirken, bu oranın Covid-19 ile hayatımıza giren sosyal izolasyon sürecinde siber zorbalığın %50 oranında arttığı belirtilmektedir (Sampathkumar & Shwayder, 2020). Yani diyebiliriz ki dijital iletişim aletlerinin, özellikle internetin, kullanımının artması ile siber zorbalık artıyor. 

Siber zorbalık nedir?

Tahmin edileceği üzere, internet çağının içine doğmuş çocuklar ve gençlerin sosyal medyadan ya da akıllı telefonlardan uzak kalması beklenemez. Akıllı telefonlar, bilgisayarlar veya tabletler ile sosyal mecralarda paylaşılan yazı, mesaj, fotoğraf veya video tarzındaki gönderiler artık yaşamın bir parçası olarak görülüyor. 

Siber zorbalık, bilgisayarlar, akıllı telefonlar ve tabletler gibi elektronik cihazlar aracılığıyla gerçekleşen zorbalıktır. Siber zorba olarak tabir edilen kişiler; metin mesajları, sosyal medya, çeşitli uygulamalar ya da çevrimiçi forumlar üzerinden, mesajlar ve fotoğraflar da dahil olmak üzere zararlı içerik yayınlayarak karşısındaki kişiyi küçük düşürmeye çalışan kişilerdir. 

Siber zorbalık pek çok kişi tarafından yüz yüze yapılan zorbalıklardan farklı ve daha tehlikeli olarak değerlendiriliyor. Nedir siber zorbalığı diğerlerinden ayıran?

  1. Mekansız ve zamansızlık 

     Öncelikle siber zorbalık diğer tip zorbalıklardan farklı olarak zaman ve mekân fark etmeksizin her an gerçekleşebiliyor. Siber zorbalıktan kaçınmak diğer tip zorbalıklara göre çok daha zor ve mağduru kendi evinde, güvenli alanlarında dahi yakalayabiliyor.

  2. Yayılma Hızı

    Bir zorbalık sadece zorba ve mağdur arasında gerçekleşmez. Her zorbalıkta üçüncü bir taraf yani tanıklar vardır. Mağdur, zorba ve tanıkların ilişkisine “zorbalık üçgeni” adı verilir. Bu üçgenin bir ucunu oluşturan tanıklar oldukça önemlidir. Tanıkların zorbalığı durdurmak veya devam ettirmek konusunda önemli bir rolü vardır. Tanıklar, zorbanın tarafını tuttuğunda zorbalık artarak devam ederken mağdurun tarafını tuttuğunda zorbalık sonlandırılabilir. Fakat tanıklar çoğunlukla zorbalığa uğramamak veya başlarını belaya sokmamak için zorbalığı durdurmayı denemekten kaçınabilir. Bu senaryoyu dijital ortamlara taşıyacak olursak, zorbalığa tanıklık edecek kişi sayısının çok daha fazla olacağını öngörebiliriz.  Daha fazla kişinin zorbalığa tanıklık etmesi zorbalığı daha geniş boyutlara taşırken mağdur ve tanıklar için daha kaygı uyandırıcı bir hal alır. 

  3. Süreklilik 

    Zorbalık doğası gereği tekrarlı bir şiddet eylemidir. Elektronik ortamlarda, sosyal medyada meydana gelen zorbalıkta süreklilik zorba tarafından çok rahat bir şekilde sağlanabilir. Siber zorbalık okul, iş yeri, mahalle gibi bir mekâna veya iş saati, okul saati, oyun saati gibi zamanlara ihtiyaç duymaz. Elektronik bir cihaza ya da internete ulaştığı her anda zorba, mağdura ulaşabilir. Bu durum zorbalığı daha kaçınılmaz ve daha zorlu hale getirebilir.

    Siber zorbalık yapan kişilerin anonim olması, uzaktan sürdürülen zorba davranışlar için yaptıklarından kopuk hissetmelerine ve sorumluluk üstlenmemelerine yol açıyor olabilir. 

    Dijitalden uzaklaşmanın neredeyse imkansız olduğu böyle bir çağda çocuklarımızı ve kendimizi siber zorbalıktan korumak için ne yapabiliriz? 

    Çocukların ekran zamanlarını kısıtlamak ne yazık ki siber zorbalıktan korumaya yetmiyor. Bunun yerine sosyal medya aktivitelerini kontrol etmek daha etkili bir yöntem olacaktır. Ebeveynlerin çocuklarının ekran kullanımlarını kontrol edebilmesi için bazı akıllı telefon uygulamaları geliştirilmiştir (örneğin, cyber-dive).

     Çocukların aksi giden bir durum ile karşılaştıklarında tereddüt etmeden anne-baba, öğretmen gibi güvenilir bir yetişkin ile iletişime geçmeleri tembihlenebilir. Unutulmamalıdır ki çocuklar ve gençler maruz kaldıkları zorbalıkları güvenilir bir yetişkin ile paylaşamadığında zorbalığın önünün alınması zorlaşır ve çocuklar üzerindeki etkisi artar. Yine çocukların sosyal medya üzerinden tanımadığı kişiler ile irtibata geçmesinin önüne geçilebilir.

    Yetişkinler siber zorbalığa maruz kaldıkları durumlarda zorbayı bildirmesi ve zorbalık yapan hesabın kendilerine ulaşması engellemesi en hızlı yol olacaktır. Bugün pek çok sosyal medya şirketi ve online oyun platformlarında siber zorbalığa karşı ciddi önemler alınmakta. Siber zorbalığa maruz kaldığımızda ya da tanıklık ettiğimizde zorbayı bildirmek bu kampanyaların işe yaraması için büyük önem taşıyor. 

    Yapılan araştırmalar gösteriyor ki hem mağdurlar hem de tanıklar siber zorbalığı yüz yüze zorbalıktan daha kaygı verici ve korkutucu buluyor. Bunun yanında zorbalığa maruz kalmak (ve tanıklık etmek) kişide anksiyete bozukluğu, depresyon ve sosyal fobi gibi psikolojik rahatsızlıklara kapı aralayabilir, kişilerin okul başarılarını ve iş performanslarını etkileyecek sonuçlar doğurabilir. 

    Son olarak, zorbalık yapan kişilerin sosyal becerilerinin ve duygusal empati yeteneklerinin görece zayıf olduğunu bilmek önemlidir. Yani mağduriyete uğrayan kişinin duygularını içselleştirmede sorun yaşadıkları söylenebilir. Bu açıdan bakıldığında zorbalığa maruz kalan kişinin, kendisini zorbalığa konu edilen sözcükler veya olaylar üzerinden tanımlamamaya gayret etmesi oldukça faydalı olacaktır.

    Kaynakça

    Brank, E., Hoetger, L., & Hazen, K. (2012) Bullying. Annual Review of Law and Social Science. 8:213-230. 

    Limber SP, Small MA. 2003. State laws and policies to address bullying in schools. Sch. Psychol. Rev. 32:445–55.

    Wang J, Iannotti RJ, Nansel TR. 2009. School bullying among adolescents in the United States: physical, verbal, relational, and cyber. J. Adolesc. Health 45:368–75. 

    https://www.psychologytoday.com/us/archive?search=cyber+bullying&undefined=Search+submit

    https://www.counselling-directory.org.uk/memberarticles/cyber-bullying-and-trolls-time-to-get-to-grips-with-it

    https://www.imdb.com/title/tt1930315/

    https://bigthink.com/surprising-science/study-online-trolls-are-sadists/

    https://bigthink.com/smart-skills/who-are-internet-trolls-psychologists-build-a-profile/

    https://www.psychologicalscience.org/observer/bullying-goes-digital

    https://www.counselling-directory.org.uk/memberarticles/cyber-bullying-and-trolls-time-to-get-to-grips-with-it

    https://www.verywellmind.com/what-are-the-different-types-of-bullying-5207717

    https://www.verywellfamily.com/types-of-bullying-parents-should-know-about-4153882

Daha iyi hissetmeye bugün başlayın

Uygulamayı indir ve size en uygun psikologu eşleyelim, ücretsiz ön görüşmenizi yapın ve alanında uzman psikologlarımızla görüşün.