Terapötik İlişkinin İyileştirici Etkisi - Hiwellapp.com

Terapötik İlişkinin İyileştirici Etkisi

İş Hayatı İyi Oluş Halimizi Nasıl Etkiler?
21 Ekim 2021
Erteleme Döngüsünü Kırmak İçin Neler Yapabiliriz?
16 Kasım 2021

Danışanın düşüncelerini, inançlarını, duygularını ve zorlu yaşantılarını paylaştığı terapi seanslarının güvenli ve koşulsuz kabulün hakim olduğu bir atmosferde olması çok önemlidir. Bu atmosferin oluşabilmesi için terapist ile danışan arasındaki kendine özgü ilişkinin, mesleki etik sınırları içinde, insani bir bağa dayalı olması gerekmektedir.

Terapi, bazıları tarafından terapistin görece pasif olduğu bir süreç olarak düşünülse de etkileşimsel ve yoğun bir paylaşım sürecidir esasında. Terapötik ilişki, danışan ile terapist arasındaki bu karmaşık ve profesyonel ilişkiye denir. Doğanavşargil & Vahip (2003) bu olguyu; sorunları ayırt etme, tanıma ve en yararlı sağaltımı düşünme sürecine danışanı etkin olarak katabilme becerisi olarak tanımlamıştır.

Terapötik ilişki, terapist ile danışanın kurduğu ilişkiyi tanımlamakla beraber danışanın terapi yolculuğunda yararlı bir araçtır. Aynı zamanda, terapötik ilişki, terapinin niteliğini ve verimliliğini belirleyen en önemli unsurlardan biri olarak da sayılabilir. Freud’un belirttiği gibi, terapist ve danışan arasındaki ilişki terapinin anahtar bileşenlerinden biridir. Öyle ki günümüzde bu ilişki terapinin başarısıyla ilgili en güçlü gösterge olarak görülmektedir.

İyileştirici ilişki olarak da adlandırılan bu ilişki, hem danışan hem de terapist tarafından birçok faktörün etkili olduğu oldukça geniş kapsamlı bir ilişki türüdür.Öncelikle, terapist ve danışan arasındaki ilişkide güvenli bağ gerekliliğinin yanı sıra terapinin gidişatına yönelik hedef ve yöntemler konusunda uzlaşım gereklidir. Terapötik ittifak, terapist ile danışan arasında yapılan bu uzlaşım ve ilişki bütünüdür.

Ön görüşme de dahil olmak üzere terapist ve danışanın sağlıklı bir iletişim içinde olması, terapiye devam etme noktasında isteklerini karşılıklı olarak belirtmeleri büyük önem taşımaktadır. Dziopa & Ahern (2008)’e göre terapötik ilişkinin 9 ana yapısı vardır; anlayış ve empatiyi aktarmak, danışanın bireyselliğini kabul etmek, destekleyicilik, danışan için her zaman orada olabilmek, içten olmak, eşitliği sağlamak, saygı, belirli ve net sınırlar, öz farkındalık.

İyi bir terapist-danışan ilişkisi bu ve benzeri birçok faktöre bağlı olsa da bazıları oldukça öne çıkıyor.

Kişilik: Kişilik özelliklerinizin terapistinizle uyuşmasının, sınırları belirlenmiş terapist danışan ilişkisi dahilinde, terapiyi samimi ve güvenilir bir atmosfer haline getirmesi.

Güven: İfade ve itiraf etmesi zor konuları, düşünce, duygu ve davranışlarınızı terapistinize açtığınızda yargılayıcılıktan uzak güvenli bir ortamın olması. Terapiste duyulan güven gizlilik ilkesi gibi gerekliliklerin ötesinde insani bir bağın sonucudur. Aynı zamanda danışanın terapistin yetkinliğine güveni de oldukça önemlidir.

Doğallık: Terapistin tevazulu, doğal, dürüst ve samimi olması.

Saygı: Terapistin; danışanın yaşantısına, kişilik özelliklerine, ihtiyaç, istek, değer ve inançlarına her koşulda saygı göstermesi.

Destekleyicilik: Danışanın kapasitesi ve içsel kaynaklarının her zaman desteklenmesi ve böylelikle danışanın daima dinlendiğini ve anlaşıldığından emin olması.

Olumlu iletişim: Danışanın gelişimiyle ilgili aktarımlarda açık ve olumlu iletişimin esas olması.

İlgi: Danışanın söylediklerinin önemsendiği bir ortam yaratılması.

Saydamlık/Açıklık ilkesi: Danışanın açıkça kendini ifade edeceği bir ortam oluşturmak esastır. Ancak bu saydamlık iki taraflı olarak düşünülmelidir.

Empati: Terapistin olayları danışanın penceresinden anlayabilmesi ve hissedebilmesi.

Terapötik ilişki, terapistin tecrübesinin ve ekolün işlevselliğinin ötesinde başlı başına iyileştirici bir faktör ve majör bir bileşendir. Bu nedenle yukarıdaki bütün maddeler olumlu bir terapist-danışan ilişkisi için önemli katkılardır.

Barak ve meslektaşları (2008) online terapinin etkinliği üzerine derledikleri meta-analiz sonucunda, online terapi ve çevrimiçi psikolojik müdahalelerinin terapötik aktivite olarak benimsenmesi için güçlü destekler sunmuşlardır. Ayrıca, artık birçok araştırma ortaya koyuyor ki, psikoterapinin etkinliğinin bağlı olduğu en önemli faktör terapist ile danışan arasında kurulan ilişki. Bu bağlamda, terapötik ilişki sağlandıktan sonra terapinin online veya yüz yüze olması etkinlik açısından fark yaratmıyor gibi görünüyor.

Terapistle kurulan ilişki, danışanın kendisi ve çevresindekilerle kurduğu ilişkiyi yansıtsa da terapötik ilişkinin iyleştiriciliği kişinin diğerleriyle olan ilişkilerine de sirayet edecektir.

Umarız bu yazı terapistinizi seçerken size yararlı bir kılavuz olur.

 

Kaynakça

Barak, A., Hen, L., Boniel-Nissim, M., & Shapira, N. (2008). A comprehensive review and a meta-analysis of the effectiveness of internet-based psychotherapeutic interventions. Journal of Technology in Human Services, 26(2–4), 109–160. https://doi.org/10.1080/15228830802094429

Doğanavşargil, Ö. & Vahip, I. (2021). Why is Therapeutic Alliance Vital? A Case Study of Domestic Violence Who does not Complain. J Clin Psy. 2003; 6(3): 165-169.

Dziopa, F., & Ahern, K. (2008). What Makes a Quality Therapeutic Relationship in Psychiatric/Mental Health Nursing: A Review of the Research Literature. In The Internet Journal of Advanced Nursing Practice (Vol. 10, Issue 1).

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başlayın