Psikologlar Online Terapi Becerilerini Nasıl Geliştirebilir?

Yüz Yüze Terapiden Online Terapiye Geçiş

Başka bir ülkede benim bildiğim ve alıştığımın dışında hayatları görmenin bakış açımı bir klinisyen olarak da genişlettiğine ve deneyimlere farklı bir biçimde bakmama olanak sağladığına inandığım için seyahat etmeyi severim.

Marketlerinde dolaşıp gündelik hayatta neler yediklerini, sebze reyonundaki plastik kullanımından sürdürülebilirlik konusuna olan yaklaşımlarını ve buna benzer pek çok şeyi tahmin etmeye çalışmak, insanların kendilerini o ülkede nasıl yansıttıklarını gözlemlemek hoşuma gider.

Yeni mezun taze bir uzman/klinik psikolog olarak işime hevesle başladığım ilk zamanlarda, Koronavirüs salgını başlamadan önce de sık sık seyahat ederdim. Programımı ayarlayabildiğim zamanlarda danışanlarımın da süreçlerinin aksamaması adına seansımızı online bir şekilde gerçekleştirmeyi önerirdim.

Fakat ne yazık ki yeni mezun olduğumda online psikoterapi neredeyse hiç yaygın değildi ve etkili olup olmadığına dair şüphe duyulduğundan dolayı terapi seanslarını online yapmayı kabul eden danışan neredeyse hiç olmazdı. Seanslarımızı ve süpervizyonlarımızı her zaman ofislerde gerçekleştirirdik.

Hiwell Online Terapi Yolculuğum

Hiwell’in kurucusu Ali Ozan Özçiçek bana kurmak istediği platformdan söz ettiğinde gerçekten çok heyecanlanmıştım. Danışanların uzun süreli seyahate gittikleri, yaz aylarında ailelerinin yanına döndükleri, başka ülkede veya şehirde yaşamaya başladıkları için terapötik sürecin aksamaması, dünyanın neresinde olursa olsun çalışabilme özgürlüğü ve dünyanın farklı yerlerinde yaşayan danışanlara ulaşabilmek hayalini kurduğum bir şeydi.

Hiwell Online Terapi Yolculuğum

Online Terapinin Avantajları

Danışan olarak da online psikoterapinin esnekliğinden ve ulaşılabilirliğinden söz etmemek olmaz. Her ne kadar psikoterapi yolda başlayan bir süreç olsa da (terapiye giderken yolda neler konuşacağını düşünmek vb.) sanıyorum ki aşağıdaki avantajları online psikoterapiyi büyük ölçüde tercih edilir hale getiriyor:

  • Güvenli alanımızda terapi almak
  • Trafikte vakit kaybetmemek
  • Geç kalma olasılığına paniklemememek
  • Terapiden çıktıktan sonra da bir yerlere yetişmek zorunda kalmamak
  • Dünyanın her yerinden her nerede ne kadar izole olursanız olun bu hizmete erişmek

Güvenli Bir Online Terapi Odası: Ev

Online psikoterapi, fiziksel varlığımızın da hissedildiği geleneksel yüz yüze terapiden farklı olarak terapistlerin bazı becerilere sahip olmasını gerektirir. Danışanlarımız, orada fiziksel olarak bulunmasak da orada var olduğumuzu hissetmeye ihtiyaç duyabilirler. Beynimiz hayatta kalmaya programlı olduğundan ötürü, tehlikenin sosyal veya fiziksel olmasından bağımsız olarak, sürekli olarak güvende hissetmek ve hayatta kalabileceğinden emin olmak ister.

Ferhat Jak İçöz’ün Kendin Olmanın Dayanılmaz Hafifliği kitabında belirttiği gibi ev, fiziksel varlığımızı bulundurduğumuz ve kendimizi var ettiğimiz yer olarak bizi hayatın tekinsizliği ve belirsizliğinden uzaklaştırır. Ailemizden, toplumdan, gündelik sorunlardan ve ötekilerin üzerimizdeki gücünden görece özgürleşmek için kendimize ait bir alana ihtiyacımız vardır der (s.48).

Ev kendimizi güvende hissettiğimiz yer ve ben kendimi güvende hissettiğim yerde kendim olabilirim. Bundan dolayı terapi için seçtiğimiz odada rahat, konforlu ve güvende hissetmemiz oldukça önemli hale geliyor. Aksi takdirde beynim, vahşi bir ormanda seans yaptığımı ve tehlikede olduğumu düşünebilir. Bundan dolayı, önceliğim, varlığımı gösterebilmek adına seans odamda var olmak ve köklenebilmek olabilir.

Online Terapistin Sahip Olması Gereken Beceriler

Odamızı seçtikten ve kendimizi huzurla ve dinginlikle var edebileceğimiz şekilde koltuğumuza yerleştikten sonra, psikolojik danışmanlık becerilerinden söz edebiliriz. Bu yazımızda tüm terapistlerin sahip olması gereken 4 temel beceriyi online terapi seansları bağlamında detaylandırıyoruz:

  • Aktif Dinleme
  • Sözsüz İletişim Becerileri
  • Sessizlik Toleransı
  • Empati
Online Terapi Seansı

Aktif Dinleme

Öncelikli olarak aktif dinleme, danışanımız ile aramızdaki ilişki için en önemli en temel (Jagosh et al., 2011) fakat psikoterapist olarak kendi içsel düşüncelerimizi ve çevremizdeki dikkat dağıtıcı ögeleri yönetebilme becerilerimizi gerektirdiğinden dolayı sürdürmesi de en zor becerilerden birisidir denilebilir.

Aktif dinleme, psikoterapist olarak içsel dünyamızı ve dış dünyadaki uyaranlara verdiğimiz tepkileri kontrol ederken, aynı zamanda danışanın hayat döngülerini de not etmeyi gerektirebilir (Egan & Schroeder, 2019). Online ortamda aktif dinleme için, fiziksel olarak var olduğumuz terapi odasındaki gibi göz kontağı kuramasak da aldığımız notları kısa tutarak, ekrana bakmaya gayret etmek bir seçenek olabilir.

Danışan bir olay anlatırken aklımıza bir soru takılıp, bizi zihnimizde bir yerlere gezintiye götürdüyse, kendimizi oradan alıp şimdiki ana getirmek ve bunu sürekli olarak pratik etmek yararlı olabilir. Seans sırasında zaman zaman kendimizi izlemek, kendi iç dünyamızın dışarıya nasıl yansıdığını ekranda somut olarak görmek, danışanımızın bize nasıl hissettirdiğini görmemize ve çevresindeki insanlara da nasıl hissettirmiş olabileceğini tahmin etmemize ve bunu terapinin bir konusu haline getirmemize de yardımcı olabilir.

Sözsüz İletişim Becerileri

Danışanlarla kurduğumuz sözsüz iletişimi anlamak da bir o kadar önemlidir (Egan & Schroeder, 2019). Terapi odasındayken danışana doğru eğilmek, yakınlaşmak mümkünken, online psikoterapi ortamında bu farklı şekillerde sağlanabilir. Böyle bir durumda ekrana doğru eğilmek, terapi için kullandığımız aracı kendimize doğru çekmek ve yakınlaşmak bir seçenek olabilir.

Bunun dışında online psikoterapi ortamında danışanların vücut dilinin sadece kısıtlı bir kısmını görebiliyor olduğumuzdan ötürü (sadece üst beden), dikkatimizin görebildiğimiz kadarında olması önemli hale gelebilir. Sözsüz iletişim şekillerinden bazıları, danışanın baş etme yöntemlerinin de göstergesi olabileceğinden dolayı da bu iletişim şeklinin anlamlandırılması önemli olabilir. Örneğin, hoş olmayan bir hayat olayını anlatırken danışanın gülümsemesi, gözlerini kaçırması, donuk/ herhangi bir yüz ifadesi olmadan anlatması kişinin baş etme mekanizmaları hakkında bize ipuçları verebilir.

Buna ek olarak, aynı şekilde online terapide danışan da bizim vücudumuzun kısıtlı bir kısmını görebildiğinden ötürü, sözlü ve sözsüz iletişim şeklimizin danışana aktarılma noktasında ise, bizim bedenimizin görünen kısmıyla, rahat bir iletişim kurmamamız, danışanın da seans sırasında rahatlamasına yardımcı olabilir. Örneğin, yoğun kaygıyla seans koltuğuna oturmuş bir danışan karşısında bizim vücut dilimizi ve konuşmamızı yavaşlatmamız danışanın bizimle regüle (co-regulation) olmasına, onun da yavaşlamasına ve rahatlamasına yardımcı olabilir.

Sessizlik Toleransı

Bunun dışında, psikoterapide sessizlik anları terapist olarak birlikte kalması hali hazırda zor olan bir süreçken, online psikoterapide zihnimizi evdeki farklı uyaranlara, salondan gelen bir sese, pencerenin önünden geçen bir kuşa, sokakta birbiriyle oynayan kedilere rağmen her seferinde ekrana getirmek daha da zorlayıcı olabilir. Fakat, danışan sessiz kaldığında, ona düşüncelerini veya sorduğumuz bir soruya cevabını kendi içerisinde organize etmesi için (Ladany et al., 2004) veya içgörüyü derinleştirmek, zorlayıcı duyguları kendi içerisinde işlemesi için alan tanımak, tüm dikkatimizle ve rahat bir şekilde orada olmak (Kulzer & Beck, 2018), sessizliğin arasına girmemek, ev içerisindeki veya dışarıdaki uyaranlara dikkatimizi vermeden ekranda kalabilmek adına sessizliği seanslarda sürekli olarak pratik etmek yararlı olabilir.

Empati

Danışanlarımızla güçlü bir terapötik ittifak kurmanın diğer yolu ise empatidir. Empatiyi tanımlamak için literatüre baktığımda en hoşuma giden tanım, kişinin kendi bakış açısını korurken, başka bir kişinin deneyimini anladığı süreç oldu. (Rogers, 1975). Bunu yapabilmek için terapistler için ilk adım, öncelikle danışanın durumunu bilişsel bir şekilde anlamak olabilir. Sonrasında ise terapist, danışanın duyguları ile eşleşecek sözlü veya sözsüz ifadelerle empatiyi iletebilir hale gelir (Bowman et al., 1978).

Online psikoterapide, empatiyi iletmek için beden dilimizi fazlaca kullanabilmek adına, danışanın bizi daha sınırlı görebildiği kamerayla yakın temastan ziyade terapi için kullandığımız aracı kendimizden biraz uzaklaştırmak, danışanın beden dilimizi mümkün olduğunca daha fazla görebileceği hale getirmek bir seçenek olabilir.

Buna ek olarak, bilinçli farkındalığımızla orada var olmak, danışanın deneyimine ve duygusuna bilinçli farkındalığın en sevdiğim tutumlarından birisi olan acemi zihnin merakı ile yaklaşmak, anlamaya çalışmak, anlamaya çalışırken zaman zaman somutlaştırmak (beden dili, objeler vb. kullanarak), somutlaştırırken danışanla birlikte ekran karşısında aynı şekilde hareket etmek yine seçeneklerden bazıları olabilir.

Kapanış

Online varoluş aslında uzun zamandan beri deneyimlediğimiz bir şey olmasına rağmen online psikoterapi görece yeni bir alan. Psikoterapistler olarak bizler için içsel regülasyon becerilerinin geliştirilmesini daha fazla gerektirebiliyor. Bu süreçte kendi alanımızdan iyi bir eşlikçimizin / süpervizörümüzün olması kendimizi hem güvende hissettirirken hem de bu becerilerin geliştirilmesinde oldukça yardımcı olabiliyor.

Türkiye'nin en yetkin ve güvenilir online psikolog ağına sahip olan Hiwell'de terapi yolculuğunuza size en uygun uzman psikologla eşleşerek başlayabilirsiniz. Üstelik eşleştiğiniz psikoloğunuzla 15 dakikalık ücretsiz ön görüşme hakkıyla birlikte!

Kaynakça

  1. Bowman, J. T., Roberts, G. T., & Giesen, J. M. (1978). Counselor trainee anxiety during the initial counseling interview. Journal of Counseling Psychology, 25(2), 137–143. https://doi.org/10.1037/0022-0167.25.2.137
  2. Egan, G., & Schroeder, W. (2019). The skilled helper: A problem-management and opportunity-development approach to helping. W. Ross MacDonald School Resource Services Library.
  3. Jagosh, J., Donald Boudreau, J., Steinert, Y., MacDonald, M. E., & Ingram, L. (2011). The importance of physician listening from the patients’ perspective: Enhancing diagnosis, healing, and the doctor–patient relationship. Patient Education and Counseling, 85(3), 369–374. https://doi.org/10.1016/j.pec.2011.01.028
  4. Kulzer, J., & Beck, K. (2018). Teaching counseling microskills to audiology students: Recommendations from professional counseling educators. Seminars in Hearing, 39(01), 091–106. https://doi.org/10.1055/s-0037-1613709
  5. Ladany, N., Hill, C. E., Thompson, B. J., & O'Brien, K. M. (2004). Therapist perspectives on using silence in therapy: A qualitative study. Counselling and Psychotherapy Research, 4(1), 80–89. https://doi.org/10.1080/14733140412331384088
  6. İçöz, F. J. (2020). Kendin Olmanın Dayanılmaz Hafifliği. Doğan Novus.
  7. Rogers, C. R. (1975). Empathic: An unappreciated way of being. The Counseling Psychologist, 5(2), 2–10. https://doi.org/10.1177/001100007500500202
*Sitemizde bulunan yazılar tıbbi tavsiye içermez ve yalnızca farkındalık yaratmak amaçlıdır. Yazılardan yola çıkarak bir hastalık tanısı konulamaz. Hastalık tanısını yalnızca psikiyatri hekimleri koyabilir.

Daha iyi hissetmeye bugün başlayın

Psikolojik Testler

Ücretsiz ve kolayca çözebileceğiniz psikolojik testler ile kendinizi test edin!
Kendini Test Et